Çocukla Geziyorum

BERLİN – 1.gün YILBAŞI

untitled

31 Aralık Çarşamba 2014

Gendarmenmarkt, Friedrichstrasse, Charlie Check Point, Reichstag

Uçuş

Yılbaşını aynı gün kutlayacağımız yani gece 24.00 e kadar ( + 1 saat fark ) kadar ayık kalmamız gerektiği için sabahın erken saatinde değil THY’nin 12.00 uçağı ile Berlin Tegel Havaalanına doğru uçuşa geçiyoruz. Uçak oldukça büyük bir Airbus ve belli ki Berlin’e gitmeyi planlamış olan çok Türk var. Ne de olsa Berlin’de 200.000 civarı Türk yaşıyor, neredeyse bir Anadolu kasabası.

Sorunsuz uçuşumuzda – Çaka artık ağabeyi ile pazarlıksız oturuyor – tek dikkatimizi çeken yemekler oluyor. THY yemekleri imagesbiraz bozmaya mı başlamış yoksa bir rutinlik mi olmuş. Tamam patlıcanlı yemekleri bizim kadar iyi ve çeşnili kullanan yok ama daima da patlıcan mı verilir, 6 ayda bir menüyü değiştir bari. Bulamaca benzemiş görüntü konusu ise ciddi bir tehlike, ne Messi ne de Kobe Bryant kurtarabilir.

Tegel havaalanını beklediğimiz kadar büyük bulmuyoruz zaten bizi de D Terminali dedikleri bir hangara indiriyorlar. Havaalanı ile şehir merkezi aslında oldukça yakın, yarım images2saatlik bir mesafede ve her türlü, metro, otobüs gibi ulaşım alternatifi var. Bizi bu sefer kalacağımız otelin shuttle’ı karşılıyor. Tahminime göre özellikle ayarlamış olabilecekleri şoför Türk çıkıyor. Ancak hiç sohbet etmemesi Almanlaşmış olduğunu yada Almanlaşamamış olmanın gerginliğini taşıdığını gösteriyor. Nitekim otelde ayrılırken yılbaşı için ‘’ mübarek olsun’’ demesi kafasının tam anlamı ile karışmış olduğunun bir işareti.

Otel

25-30 dakikalık yol sonrasında gördüğüm en ciddi alman pastasışehir olduğunu düşünüyorum Berlin ‘in, kontrollü bir ağırbaşlılık hakim, sanki gülüp coşkunluk yaparsanız başınıza gestapolar üşüşecekmiş gibi bir havası var. Ama otel daha sevimli çıkıyor ve otelimiz Sofitel Berlin Gendarmenmarkt bizi bir yılbaşı sürprizi ile karşılıyor. Biz normal iki oda ayırmışken önce bizi aynı ücrete bir süit odaya upgrade etmişlerdi, şimdi ise yine bir başka upgrade yaptıklarını ve otelin dubleks en lüks odasının bize ayrıldığını öğreniyoruz.

Odanın hazır olması için beklediğimiz 20 dakika boyunca yılbaşı geleneği olan içi reçelli alman pastasından ikram ediyorlar. Tombul DSC_0753[2]pufla hamurların görünümüne kanıp atladığımız gibi ilk ısırık ile bırakmamız bir oluyor. Hamur zaten şekerli birde içine en baygınından reçel koymuşlar. Yiyemediğimizi görünce sizinde baklavanız var diyor biraz kilolu ama cana yakın görevli. İyi de, 40 kat incecik açılmış baklavaya kıvamında verilen şerbetin lezzeti başka, içine reçel tıkıştırılmış kaba hamur başka diyemiyoruz.

Tatlı fiyaskosundan sonra neredeyse bizim ev kadar olan odayı görünce keyifler yerine geliyor. Çift katlı odanın alt katı salon, iki ayrı yöne bakan üç balkonu var. Üst kat ebeveyn IMG-20150122-WA0010yatak odası, galerili bir boşluktan aşağıda düzenlenmiş çocukların yatakları görülebiliyor. Banyo küvetinin yanındaki camdan da kısmi bir Berlin manzarası seyredilebiliyor. Masada ikram şampanyalarımız ile iyi bir yılbaşı hediyesi oluyor bu oda, bakıp ta bu parayı veren var mıdır dediğim bir odada kalmış oluyoruz.

Gerçi sonrasında çocukların giysileri için üst kattaki dolaplara in çık biraz zor geliyor ama galeriden aşağı fırlatmak yöntemi ile bu konuyu da Türk usulü çözmüş oluyoruz. Hatta bu konu çok hoşuna giden Çaka, aşağı indirilmemesi gerekenleri de sırf atmanın zevki için aşağı gönderir oluyor.

gendarmenmarktGendarmenmarkt

Otelin baktığı Gendarmenmarkt ( Jandarmalar )meydanı dikdörtgen formlu, ortasında Franz Friedrichstadtkirche kilisesinin ve Berlin Filarmoni Orkestrası’na ev sahipliği yapan Koncerthaus ( konser salonu ) Berlin’in bulunduğu, etrafı pahalı oteller ile çevrili fazla büyük olmayan bir meydan. Yılbaşı için Noel pazarı ve küçük bir portatif konser sahnesi kurulmuş. Şöyle bir girip dolaşalım diyoruz. Girip çıkmaya 1 euro alıyorlar, sabaha kadar kalıp yılbaşı IMG_5289kutlayacaksanız 12 euro. Ancak 1 euro ödeyenleri belli bir saatten sonra nasıl çıkartıyorlar o kısmı anlamıyorum ama Almanlar para kaptırmaz mutlaka bir çözüm bulmuşlardır diye düşünüyorum.

Rengarenk ışıl ışıl bir ortamda el emekleri veya yılbaşı, Noel temalı süs eşyaları satan dükkanların, sıcak şarapçıların, şahane görünen tombul tombul sosisleri devasa ızgarada pişirenlerin, pizzacıların yer aldığı alanı dolaşmak eğlenceli oluyor. Belli ki Almanlarda bu ayak üstü atıştırma usulü ucuz karın doyurma işini seviyorlar.

gendarmenmarktFriedrichstrasse

Ne kadar büyük bir hata olduğunu ilerleyen saatlerde anlayacağımız üzere pazardan çıkıyoruz ve Berlin’in şık bir bölgesi olan Friedrichstrasse Caddesi’ni turluyoruz. Cadde üst gelir grubuna yönelik mağaza ve alışveriş merkezlerini barındırıyor ama yılbaşı günü olduğu için mağazalar ve bazı küçük yemek yerleri erkenden kapanmış. Otelin ısrarlı yardım tekliflerine rağmen yılbaşı menüsü gereksizce pahalı olacağı için herhangi bir restorana rezervasyon yaptırmamış durumdayız. Ne IMG_5299bulursak onunla idare edeceğiz ama gel gör ki açık bir yer bulamıyoruz ve çocukları da ‘’karşımıza ne çıkarsa o ‘’ durumuna ikna etmişken karşımıza çıka çıka geldiğimiz Charlie Check Point noktasında bir Mc Donalds çıkıyor. Şu Murphy kurallarını kim yazdı ise doğru tespit etmiş, şaşmıyor. Berlin’in en turistik noktalarından birinde olduğumuz için büyük bir Mc Donalds restoranı bu, bizde rahatça oturup yılbaşı hamburgerlerimizi yiyoruz.

Charlie Check Point

Chechk Point CharlieCharlie Check Point noktası aslında Berlin duvarı üzerinde, Doğu Almanya dolayısı ile Sovyet Bölgesi ile Batı Almanya’yı ilhak eden Amerikan bölgesi arasındaki bir geçiş kapısı. Uluslarası harf kodlarında C harfini temsil eden sözcükten geliyor. ( A – Alpha, B – Bravo, C – Charlie ) 1961 – 1990 yılları arasında yabancıların doğu- batı Berlin arasında geçiş yapabileceği tek sınır kapısı olmuş. Yol refüjünün tam ortasındaki kontrol kulübesi orijinal yapı değil.

27 ekim 1961’de bu noktada karşı karşıya gelen Sovyetler Birliği ve ABD asker ve panzerleri 16 saat boyunca tek bir kurşun atmadan karşılıklı beklemişler. O tarihte atılacak tek Check Point Charliekurşunun 3. Dünya Savaşının başlangıcı olacağı düşünülüyormuş. Gerginlik, zamanın ABD başkanı J. F. Kennedy nin sovyet başkanıyla yaptığı görüşmeler sonucunda giderilmiş.

Geçiş noktasını temsili olarak bekleyen Amerikan askerini simgeleyen genç artık Türkçe öğrenmiş ‘’ dört ver dört ver ‘’ deyip duruyor. Ne dediğini anlamaya çalışırken, meğer dört Euro karşılığında son derece Amerikanvari pozlar vererek resim çektirdiğini anlıyoruz. Gençliğe yeni girmek üzere olan çoğu genç gibi hiçbir şekilde kendi poz vermeyen oğlum ilk kez asker ile poz verip resim çektirmeye razı oluyor. Demek kendi IMG_5310oğlumuzun bir fotoğrafını elde edebilmek için 4 euro ödememiz gerekiyormuş.

Kontrol kapısının yanında bir de müzesi var, Haus am der Check Point Charlie. Soğuk savaş dönemini anlatan fotoğraflara ve belgelere yer verilmiş. İnsanların o dönem Doğu Almanya’dan kaçabilmek için buldukları inanılmaz yöntemler canlandırılmış, günümüz insanının anlaması zor görünüyor. Bizler ise konu ile ilgili sayısız film izlemiş bir nesil olarak şimdi filmlerin gerçekliğini yaşamış oluyoruz. Bir yerde yaşamak istemiyorsunuz ve ayrılmanız yasak hatta ölüm ile cezalandırılabiliyor, bunun ‘’ neden’’ kısmını çocuklara anlatmakta zorlanıyoruz. Kafalarında öyle bir kavram olmadığı için çok fazla soru soruyorlar ve bizde sabırla izah ediyoruz çünkü gelecek günlerin ne getirebileceği insanlık tarihi boyunca belli olamamış. Tüm gezi bu küçük müzeden itibaren siyasi bir kimliğe bürünüyor ve sohbet ağırlıklı olarak komünizm ve kapitalizm üzerine sürüyor.

Biraz dinlenmek üzere otele giderken daimi IMG_5312olarak sağda solda ara ara pata küte havai fişek patlattıklarını duyuyoruz. Bir – iki saat kadar dinlenerek üst değiştiriyoruz ve ilerleyen saatlerde üzülerek anlıyoruz ki ikisini de abartmışız. Yorulmayalım diye otelden çıktığımız saat 21.00 çok geç bir saatmiş ve hep -5,-10 derecelerde olan Berlin ilk kez bir yılbaşında beklenenden sıcak bir yılbaşı gecesi yaşamış.

Oteli, özellikle Branderburg Kapısı’na yakın seçtik ki yorulan çocuklar ile çabuk dönelim diye yani otel ile Branderburg arası taş çatlasa 500 mt. Münih’ten sonra Almanya’nın ikinci büyük şehir parkı olan Tiergarten ile Müzeler adasını bağlayan Unter den Linden ( Ihlamurlar altında ) caddesine çıkıyoruz, kapı bu iki önemli merkezi konumun ortasında. Cadde yol boyu, her iki tarafı şimdi kış olduğu için kuru dallarını gördüğümüz ıhlamur ağaçları dizili Berlin’in en elit caddesi, Doğu bloğunu temsil eden imag3Rus Konsolosluk Binası burada yer alıyor.

100-200 mt. ilerliyoruz ki caddenin kapatılmış olduğunu görüyoruz. Zaten gözümüze takıldığı üzere ortalarda dolaşan taşıt aracı da yok. Önce bilet alınması gerektiğini sanıyoruz ama görevli polisler daha ilerideki ( 2km.) kapıya gitmemiz gerektiğini, belki oranın açık olabileceğini söylüyor. Bizim gibi turistler  ve Almanlar ile birlikte gösterdiği yöne doğru Branderburg Kapısı’nın etrafında çok çok geniş bir çember çizecek şekilde yürüyüşe geçiyoruz. Saat 21.15 civarı.

Reichstag

berlinSpree nehri kıyısındaki Reichstag denilen Alman Parlamentosunun merkez binasını geçiyoruz. 1884 yapımı Neo-Rönesans tarzı bina, Alman ruhunu yansıtan önemli bir simge. 1918 yılında Weimar Cumhuriyeti bu binadan ilan etmiş, 1945 ‘te ise bina üstünde dalgalanan Sovyet bayrağı Nazi yenilgisinin sembolü olmuş.

Sonsuz gibi görünen bir nehir kenarı yürüyüşüne devam ederek oldukça büyük modern bir yapı olan Hauptbanhoff’u, merkez gar binasını da geçiyoruz ve giderek daha fazla uzaklaşmaya başladığımızın farkındalığı ile sinirlenmeye başlıyoruz. Birinci köprü kapalı bir şey demiyoruz, ikinci köprünün kapalı images78COAW0Doluşunda geri dönelim bari demeye başlıyoruz ve üçüncü ana köprüde pes ediyoruz. Anlaşılan o ki Brandenburg etrafında çok çok geniş bir çember ile bütün araç ve yaya girişleri ciddi bir polis barikatı ile kapatılmış. Son derece özenli ve disiplinli bir uygulama, açık, gedik v.s. yok, nede olsa yıllarca duvarlar arkasında yaşamış bir halk.

Artık yorulmuş ve sıkılmış olduğumuz için, barikatlara yaslanıp  bu adamlar kimseyi içeri almayacaklarsa kim kutlama yapacak diye düşünürken, bazı gençlerin konuşup içeri girmesi üzerine Türk uyanıklığından faydalanarak barikatların altından geçiveriyorum. Biraz ilerleyip içeriden geri gelmişim gibi çocukları çağırıyorum. Polis ne yapıyorsunuz d5315iyor ama az önce arkadaş diye soktuklarını hatırlatıyorum bir şey demiyor. Sonuç olarak bir eğlence ve kaba müdahale söz konusu değil.

Spreeveg Caddesi üzerinden Tiergarten parkına girmiş oluyoruz ve tam olarak J.H.Strack tasarımı 1864 Prusya-Danimarka Savaşında kazanılan zaferi simgeleyen Siegessaule ( Zafer Sütunu ) meydanına çıkıyoruz. Kendimizle Türk olduğumuz için gurur duyarken bir bakıyoruz ki bu noktada bir barikat daha var ve her geçen zamanla ilave polis takviyesi geliyor.

Zafer Sütunu ile Branderburg arası 17 Juni Bulvarı, park içindeki en güzel ve en geniş cIMG_5318adde. Uzaktan ışıl ışıl dönme dolap parıldıyor ve arkasındaki Branderburg kapısının hayali gözlerimizde yansıyor. Dolandığımız neredeyse 1 saatlik mesafeden daha yakındayız şu anda kapıya ve otele.

Bir şekilde denk düştüğümüz barikatın en ön noktasında durum kontrolü yapıyoruz. Neden sokmadıklarını sorduğumuzda ‘’kalabalık ’’diyor polis arkamızda bekleşen onlarca kişiye. Önümüzde bomboş uzanan caddeyi gösterip değil diyorum, cevap vermiyor. 10 dakika kadar uygun zaman kollayıp yine barikatın altından geçiyorum ve geri geri yürüyerek sanki içerden gelip fotoğraf i4gesçekiyorum numarası yapmaya çalışıyorum ve bir taraftan da Çağan’a gelmesi için bağırıyorum. Tam bu esnada pat diye bir polise çarpıyorum ( ! ). Nede olsa kibar adamlar burada ne işin var demek yerine çarptığı için özür diliyor. Bizi gören en az bir 15 kişide aynı şekilde alttan geçince kendimi bir halk kahramanı gibi hissediyorum. Sanırım bu barikatlardaki amaç mümkün olan en çok kişiyi engellemeye çalışarak erken saatlerdeki yoğunluğu ve uzun vadede çıkabilecek sorunları azaltmak. Öngörülü bir yaklaşım.

17 Juni bulvarına aynı bir Pazar yeri gibi portatif dükkanlar ve aralıklarla konmuş müzik platformları yerleştirmişler. Söylendiği gibi kalabalık değil hatta saatin 23.00 e yaklaştığı bulunduğumuz aşamada boş bile denebilir. Ancak insanlar şimdiden içkinin boyutunu zorlamaya, yol kenarlarında ormana işemeye başlamış. Portatif tuvaletlerde kuyruk ise barikat önlerindekinden beter.

Ne kadar sinirlenmiş ve sıkılmışta olsIMG_5320ak Almanların bir delik bırakmayacak düzen de almış oldukları önlemi takdir ediyoruz, başarılı ve disiplinli bir organizasyon. Bu arada saat Türkiye saati ile 24.00 oluyor ( bir sat fark var ) ve iki saattir aralıksız yürüyor olsak da kendi çapımızda eğlenerek Türkiye saatine göre yeni yıl girişi yapıyoruz.

Parkı enine kesen taşıt yolu Rabin Strasse önlerine geldiğimiz zaman ( bir ucu Tiergartentunnel ) bir barikat daha çıkınca karşımıza artık tek kelime ile çekinmeyi bırakıp Allah Allah nidaları ile polisi de iplemeden geçiyoruz. Türk çıkan polis arkamızdan ‘’Abi boşuna gitmeyin almazlar sizi’’ diye bağırmakla yetiniyor.

Geçtiğimiz 3. Barikatın 50 mt. sonrasında asıl barikat ile yüzleşiyoruz. Ne altından girmek ne üstünden atlamak mümkün çünkü artık Brandenburg’a sadece 100-200 mt. var. Ne kadar kararlı görünsek de polis bu sefer daha kararlı çıkıyor. Bir ara içeri giren bir imagesCFB000MMambulansın peşine takılalım diyoruz ama polis kibarca bizi dışarı iteliyor. Artık saat 24.00 e yaklaştığı ve 3 saattir ayakta dolandığımız için ısrar edecek halimiz kalmadığından ‘’Hay bin lanet, daha da gelmeyiz ‘’ diyerek, yeter artık odaya dönelim bari diyoruz.

Bu yaşadığımız barikat gecesinden sonra Nazilerin neden bir başka ülkeden değil Almanların içinden çıktığını daha iyi anlıyorum. Biz nasıl böyle bir durumda elli tane eş dostu içeri alacak bir yapıda isek, Almanlarda tam tersi içeri almayacak bir yapıda. Katı, kesin ve kuralcı oluşları genlerinde bulunuyor olmalı.

IMG_5321Parkın içinden barikatsız bir yola Lennes Strasse nin karşısına çıkıyoruz. Aslında burası kapıya son derece yakın bir nokta. Böyle aptal gibi dolanmayıp Unter den Linden üzerinde bir kafede bekleseydik yada direk olarak Lennesstrasse ye parkın güneydoğu köşesine gelseydik de olurmuş ama Türkün aklı sonradan geliyor ne yazık ki buda genetik bir gerçek.

Artık 24.00’e dakikalar kaldığı için ve zaten insan kalabalığından da ilerleyemediğimiz için bulunduğumuz meydanda yeni yıla giriyoruz. Etrafımızdaki insanların neşesi ister istemez bulaşıyor, havai fişeklerin de güzelliği çekilen eziyeti unutturuyor. Gerçekten görkemli bir gösteri bu ve oldukça büyük fişekler kullanıldığı için kapının dibine gitmesek de olurmuş. images0L6SWFT6Kaç km. yürüdüğümüzü bilemiyoruz bile. http://youtu.be/YlEmwW69LiY

Havai fişeklerin bitmesi ile tam otel yoluna doğru hamle yapmışken asıl curcuna başlıyor. Saat 18.00 den beri çat pat, ara ara atılan fişeklerin arkası kesilmiyor. İstisnasız herkes, yaşlı, genç, çoluk, çocuk, bir boş bira şişesini ele geçiren- ki ortalık bolca kaynıyor çünkü her köşe başında bir işporta tezgahta bira + istediğin içki satılıyor ve satanların çoğu Türk- koyuyor üstüne bir fişek ve Allah ne verdiyse patlatıyor. Etrafta kim var bakan da yok, bizden başka korkan da. Ses bombası, kız kaçıran, maytap, fişek ne olursa. Çocuklu aileler bile yapıyorlar. En çok gürültüyü kim yapıyorsa o daha çok imagesEJM3EI3Qeğleniyormuş gibi bir yarış var.

Ertesi gün bir taksiciden öğrendiğimize göre meğer 18.00- 06.00 arası senede sadece yılbaşına özel olarak serbestmiş patlatmak. Almanya’da üretilenler zarar vermiyormuş ama Polonya’dan kaçak gelenler tehlikeliymiş. Adamlar gerekirse aç oturur ama bu fişekleri illaki patlatırlarmış. Hatta mahallelerde, Türkler-Araplar, Polonyalılar- Almanlar arasında mahalle savaşları olurmuş. 364 gün ciddi takıl, 1 gün çığırından çık tarzı bir eğlence anlayışı. 1 günde faşing var pardon, 363 gün.

Onlar ne kadar eğleniyor bilemiyoruz ama biz panik halde göz gözü görmeyen duman arasında gürültüden zıplatan ses bombaları arasında kaçmaya çalışıyoruz. Ne meydan ne ara sokak sınır yok, her yerde her an bir şeyler patlatan birileri bulunuyor.

Otelin bulunduğu Gendarmenmarkt’a çok yakın olmamıza rağmen odaya kaçabildiğimizde imagesYHHZYZC9saat 01.00 i gösteriyor. Yeni yıla dört saat boyunca yürüyerek girmiş oluyoruz. Kaç km. olduğunu tahmin edemiyorum ama çocukların kesinlikle çok iyi dayandığını düşünüyorum.

Yattıktan sonra bile bir saat boyunca pata küte seslerden uyuyamıyoruz. Sonrasında ise biz artık sızsak da sesler sabaha kadar devam ediyor. Bütün bir yılın ciddiyetinin baskısını dışa vuran patırtılı kütürtülü polis kontrollü bir yılbaşı partisi.

Yeni yıl hoş geldin ama bakalım bu şartlar altında girilince nasıl geçeceksin…. !

berlin-2-gun-bati-berlin

berlin-3-gun-pergamum-museum

berlin-4-gun-neues-museum

 

Fireworks-explode-over-the-Quadriga-statue-atop-the-Brandenburg-Gate-on-New-Years-Eve-on-January-1-2012-in-Berlin-Germany_-According-to-the-media-up-to-

Paylaşın: