İlk kez kaldığımız bir evde ne rüya gördüğünü soruyorum ev halkına ama herkesin yorgunluktan kütük gibi uyuduğu ortaya çıkıyor.
Sabah, mutfağa adapte olmaya çalışmak ve ilk iş marketten aldığım güzelim çayları nasıl Türk usulü demlerim denemeleriyle geçiyor. Su ısıtıcı olsa da tabi ki çaydanlık yok. Çözümü geç sönen elektrikli ocağı dem ısıtıcısı gibi kullanmakta buluyorum. Elbette en iyi çözüm, Türkiye’den küçük bir çaydanlık getirmekti.
İlk kez yabancı bir ülkede bir ev kahvaltısı yapıyoruz. Zeytini sayı ile getirdiğim için her gün iki taneden fazla yiyememek biraz kasıyor. ( Türkiye’ye dönünce ilk iş doyasıya zeytin yiyoruz. ) Farklı düzenlere alışmaya çalışmanın yaratıcılığı heyecan verici. Bu arada daha sonra merkezdeki Sainsbury markette yeşil ve siyah zeytin buluyoruz ama daha ziyade pizza üstlerine konan tuzsuz cinsten yani yeseniz de bir yemeseniz de. Ama Cambridge’in orta yerindeki pazarda daha başarılı İtalyan ve Fransız zeytinleri satılıyor.
Bu günümüzü okulların yerini bulmaya ayırıyoruz çünkü pazartesi günü Çaka’nın ve Tekin’in dersleri başlayacak, Çağan’ın bir günü daha var. Yürüyerek gideceğimiz için gidiş geliş mesafelerini ölçmemiz gerekiyor, zamanlama açısından. Biz evi özellikle Çaka’nın okuluna yakın olsun diye tuttuk ama Cambridge içinde iyi bir otobüs sistemi mevcut. Ya da herkes gibi yapıp bir bisiklet kiralayabiliyorsunuz.
Çaka’nın okulu Cambridge’in ve evin bulunduğu Chesterton Road’un kuzeyinde, Gilber Road üzerinde Chesterton Community College isimli devlet ilkokulunun binasını kullanan ‘’ABC Schools’’. Bahçe içinde müstakil evlerin bulunduğu zengince bir muhitte, mütevazi binaları ve spor sahalarıyla samimi görünüşlü bir okul. ( www.abclanguages.com ) Yetişkinler için kursları da bulunuyor. Çaka okulu görünce heyecan basıp mırın kırın etmeye başlayarak beni geriyorsa da okula gittiği ilk günün sonunda güle oynaya geliyor.
Sonraki 15 gün boyunca, bir bakıyoruz ki en çok Çaka gezmiş neredeyse; açık otobüs ile şehir turu, şehir yüzme havuzu, Ely kasabası ve katedrali, Cambridge Müzesi, nehirde punting, St.John’s Kolej, Ulusal Savaş Müzesi ve Polar Müzesini geziyorlar.
Tekrar eve dönüp bu seferde tam ters istikametteki Tekin’in okuluna gidiyoruz. 25-30 dakikalık bir yürüyüş mesafesi sürüyor. Önceleri spor iyidir dese de, daha sonra dayanamayarak bir bisiklet kiralıyor. Cambridge’in güney ucunda Mill Road üzerinde tren istasyonuna çok
yakın, Regent School. ( www.regentschool.com )
Cornwall Place-East Road’un güney tarafı ve özellikle Mill Road civarı, sayısız dil okulunun bulunduğu, bu nedenle daha ucuz konaklama imkanı ve ucuz lokal yemek sunan lokantaların olduğu bir bölge. ( Polonya, Rus, Çin, Uzakdoğu, Hint, Türk, v.s. )
Daha sonra merkeze dönerek ana cadde Bridge Street üzerindeki Smoky’de pek
bir reklam yapılan ama lezzet yoksunu bir hamburger molası verdikten sonra son olarak Çağan’ın kalacağı okula bir göz atıyoruz. King’s Parade caddesi üzerinde Corpus Christi College binasını kullanan Bucksmore College. ( www.bucksmorecollege.com ) Bu arada Stephen Hawking’in bizzat Corpus Christi College mezunu olduğunu söyleyerek aptalca ve absürtçe bir pay çıkarmaya çalışayım.
Herkesin nereye nasıl yerleşeceği netleşince ve özellikle Christ Lane caddesindeki
Toys Shop’tan sözümüz olan 7 ( ! ) oyuncak köpeğin ikisini ( Dodi Cam ve Biyik Dodi – İngiliz cinsi köpekler ) alınca üzerimizden bir yük kalkıyor.
Hareketli merkezde biraz dolaşıp Sainsbury marketten ıvır zıvır alarak – ki her çeşit lokal yemek humustan kısıra mevcut – dün gözümüzün kaldığı merkez ile bizim ev arasında yer alan River Cam boyunca kıyısı olan Jesus Green parkına yollanıyoruz. Jesus Green Parkı, Cambridge’in en büyük parkı ve adeta okul grupları tarafından da bir çeşit derslik gibi kullanılıyor. Bizim yol aksımızda kalmasından başka Çaka’nın okulu da diğer pek çok okul gibi çocukları öğleden sonra götürdüğü gezilerden buraya getirerek ailelere teslim ediyor ve isteyen çocuklar okul sonrası birazda parkta serbestçe takılıyorlar.
Hava sıcak ve güneşli olduğu için River Cam kıyıları oldukça kalabalık, herkes yeşil çimenlere serilmiş ya güneşleniyor ya da piknik yapıyor. Yatan, öpüşen, kitap okuyan, spor yapan, yemek yiyen illaki içki içen sayısız insan veya grup var. Okul grupları, müzik yapan gençler, doğum günü kutlaması yapanlar, kafa kafaya özel parti yapanlar, çoluk çocuk oynayanlar, köpeklerini oynatanlar….
Enteresan olarak mangal yapan da var. Marketlerde hazır satılan alüminyum mangal paketlerini çimlerin üzerine özel olarak konmuş geniş yuvarlak kayaların üzerinde yakıyorlar. Bu mini mangallar, alüminyum kap içinde kömür, üstünde tel ve et şeklinde kendi içinde bir bütün.
20’li aile grubu olan kalabalıklarda var. Ya aile toplantısı için özellikle Pazar günü yeşil alanı tercih ediyorlar ya da evleri o kalabalığı ağırlamaya yetecek genişlikte
değil. Yaşlılar şezlong getirmiş oturuyor, çocuklar etrafta koşturuyor.
Çimler tertemiz, tek bir çöp, hayvan pisliği, sinek böcek v.s. yok. Her sabah belediyece temizleniyor olsa da çöpünü sağa sola bırakan yok zaten. Yonca ve çim karışımı bu yeşil halının temizliği o derece güven verici ve çekici ki öylesine yatan da var bir piknik örtüsü ile gelip kibarca oturanda.
Bizde market paketlerimizin üstüne oturup aldığımız sandviç, çikolata ve cipsleri yerken çime birebir böylesine yakın olmanın doğallığının tadını çıkarıp tenis kortlarında oynayanları seyrederek yarın herkesin dağılacağı okulların heyecanını hafifletmeye çalışıyoruz….
cambridge-cambridgede-yasam
cambridge-cambridge-sehir-merkezi
cambridge-cambridgede-egitim
cambridge-cambridgede-gezilecek-yerler