Çocukla Geziyorum

KONYA – 2.gün Mevlana’nın Ayak İzleri…

karatay medresesi

18 Aralık 2014 Perşembe

karatay medresesiUçağın geç gelmesi nedeni ile koşuşturmacalı geçen bir günün ardından bugünün sabahında sakin bir kahvaltı yapıyoruz. Otel Dedeman, şık ve büyük bir otel ama kahvaltının klasik olup herhangi bir yerel ( bal ve tereyağ dahil ) ürüne yer vermemiş olmaları biraz hayal kırıklığı yaratıyor.

Günün programı Mevlana’nın aşkının derinliğini yüreklerimizde hissettikten sonra bugün de ayak izlerini takip etmek.

karatay medresesiKonya, konumlandığı Konya ovasının ortasında yer alan Türkiye’nin yüzölçümü bakımından en büyük ili. İsmini mitolojideki kente dadanan ejderhayı öldüren kahramanın adı İkonion’dan aldığı rivayet ediliyor.

Prehistorik çağdan beri Konya’da beşer yerleşimler var. 2012’de Unesco Dünya Miras Listesi’ne giren Çatalhöyük, 2000 yıl boyunca kesintisiz yerleşim barındırmış 9 kent katmanı ile sadece Türkiye için değil tüm dünyadaki prehistorik çağ hakkında bilgi veren en önemli yer.

Daha sonra Anadolu’da  yerleşmiş olan Hititler Konya’da egemen olmuşlar ve Eflatunpınar’da olduğu gibi günümüze kadar ulaşmış nadide eserler bırakmışlar. Frig, Lidya, Pers ve İskender’in istilasına uğrayan Konya, Roma ve Bizans döneminde de varlığını korumuş.

karatay medresesiHıristiyanlığın erken dönemlerinde Aziz Paul Konya’ya uğramış. 1071’de Türklerin Malazgirt Savaşı ile Anadolu’ya girmesinden sonra Konya,  yaklaşık 200 yıl Selçuklu Devleti’ne başkentlik yapmış ve günümüz Konya’sını şekillendiren en önemli unsurlardan biride Selçuklular olmuş.

Karatay Medresesi, Selçuklu II.İzzeddin Keykavus devrinde, Emir Celaleddin Karatay tarafından yapılmış bir hukuk fakültesi. Açılışına bizzat Mevlana ve yoldaşı Şems’i Tebrizi ‘de davet edilmiş.

Selçukluyu sarı taşların şiirselliğinde özetleyen görkemli bir taş kapıdan girince kapalı Medrese tipinde sille taşından inşaa edilmiş tek katlı, ortası kubbeli bir yapıya giriyoruz. Kubbe kasnağında, duvarların üst kısmında, bordürlerde ve hücre kapılarının üzerlerinde seramik ayetler yazılı.

karatay medresesiDuvarlardaki mozaik çinilerin büyük kısmı dökülmüş bile olsa kalanlar göz kamaştırmaya yetiyor. Hakim renk turkuaz ve dünyanın en uzun ikinci destanı olan Kırgız Manas Destanında Allahın rengi olarak tanımlandığını öğreniyoruz Ali Canip Bey’in masalsı anlatımı ile. ( gökte olduğu için )

Bir hücrede, medreseyi yaptıran Emir Karatay’ın kabri bulunuyor. Diğer hücrelerde sergilenen mozaik çinilerde ise Türk destanlarında adı geçen uçan at, zümrüdü anka kuşu gibi kadim karakterleri görmek mümkün olabiliyor.

Sanatsal estetiği çok yüksek, dili alaeddin tepesinet ve yalın, anlattıkları çok değerli geliyor bu çinilerin ve erişilmez bir servete sahipmişiz gibi hissediyorum bizzat Mevlana’nın gelip oturduğu bu mütevazi görünen ama paha biçilemez kıymete sahip küçük yapıda.

Karatay Medresesi’nin bulunduğu yer, Konya şehir merkezinin fiziksel olarak tam ortasındaki Alaeddin Tepesi. Bu tepe yapay bir tepe olduğu için üzerinde yer alan Alaeddin Keykubat Camii çökme riski selçuklu köşkütaşıyor. Hemen önünde bir zamanlar yer aldığı tasvirlerde görülen ve bugün sadece bir duvar parçası kalmış olan Selçuklu Köşkü’de koruma altındaki bir anıt olarak görünüyor.

Bir başka nadide Selçuklu eseri olan İnce Minareli Camii, balık figürleri ile Yasin süresi kazınmış inanılmaz zarafetteki taş işçiliği kapısı ile eskinin Hadis Fakültesi ve Konya’da mutlaka görülmesi gereken bir başka eser. Alaeddin Tepesi’ne açılan Konya’nın eski kamu binalarının yer aldığı en önemli akslarından biri olan Mevlana Caddesine geçiyoruz. Ahiliğin kurucusu sayılan debbağların (dericilerin) piri, 32 çeşit esnaf ve sanatkârın lideri, Türk filozof Ahi Evran’ın torunu Şeyh Şerafettin adına yapılmış camiyi geçip, Şems’i Tebriz-i Camii ve türbesini ziyaret ediyoruz.

konyaŞems’i Tebrizi, Mevlana’nın gönül dünyasında büyük değişikliklere sebep olmuş İranlı Azerbeycan Türkü ve çok kuvvetli bir din adamı. Şems akli, Mevlana aşki bir yapıda ve Şems kilit ise, Mevlana anahtar olacak şekilde birbirlerini tamamlıyorlar.

Cadde üzerinde Tükcell, Vodafone ve Şifa Eczanesinin bulunduğu yer tam olarak Şems’in  Mevlana’yı aramaya gelip te ilk kez karşılaştıkları yer.

imagesBU15YH0BŞems’in yattığı rivayet olunan türbesini ziyaret ediyoruz ancak büyük olasılık ile burada yatmadığı sanılıyor çünkü Şems dünyevi kanaatlardan uzak bir insan ve onon için en güzel mezar, yeri belli olmayan mezar.

Mevlana Caddesi  üzerinde girişi görülen eski çarşının güzel restore edilmiş yapıları ve iyi düzenlenmiş yaya alanı dikkatimi çekiyor.

Yolun sonunda yer alan Mevlana türbesini artık biraz sakinleşmiştir umudu ile mevlana türbesitekrar ziyaret ediyoruz. Türbenin etrafını genişçe boşaltarak yerinde bir düzenleme yapmışlar. Yürümek için büyük çe bir alan ve gül bahçesi oluşturulmuş. Hemen yanda Uluslararası Mevlana Vakfı’nın yer aldığı yapı ile küçük bir çarşı bulunuyor ki buradaki mağazalarda oldukça hoş hediyelik eşyalar ve özellikle ilgi çekici keçe işleri bulmak mümkün.

Mevlana Türbesi yada Müzesi, yani eskiden Mevlana’nın dergahının olduğu yapı, mevlana türbesiboş olmasa da daha sakin. En azından itişmeden rahatça girip dolaşabiliyoruz. Yapı, 19.yy.sonuna kadar yapılan ilaveler ile bugünkü halini almış. Dünyevi bir bilgi olarak, Türkiye’nin Topkapı Sarayı’ndan sonra en çok ziyaret alan ikinci müzesi.

Türbe oldukça büyük. Erkekler ve kadınlar için ayrı namaz yerleri olduğu gibi orta alanda çok  geniş. İçeride Mevlana’nınkinden başka 64 mezar daha var. Mevlana mevlana müzesisoyundan gelenler, aile efradı ve müritlerinden bir kısmı burada yatıyıor. Ayrı bir kısımda Horasan Erenleri’nin mezarları yer alıyor. Mevlana hem Horasan, hem Anadolu ereni olarak kabul ediliyor.

Oğlu Sultan Veled ile aynı ve diğer hepsinden büyük sandukası ile Mevlana’nın kabri ayrı bir konumda. Zaten mekanın verdiği his o derece baskın ve kalbinize yayılan titreşim o derece yoğun ki direkt olarak oraya doğru çekiliyorsunuz.

mevlana müzesiTürbenin dışı ‘’susmuşlar’’ ile dolu. Başka kişilere ait küçük türbelerde bulunuyor. Osmanlı Sultanlarının bazılarının Mevlevi tarikatından olması, Türbeye yıllar boyunca özel bir önem verilmesini sağlamış.

Avluyu çevreleyen hücrelerde dönemin derviş yaşantısı canlandırılmış. Nasıl yemek piştiği ve semazenlerin nasıl eğitildiği mankenler ile gösteriliyor. Dua gününde gelmemek kaydı ile Türkiye’nin görülmesi gereken önemli bir müzesi ve gördüğüm üzere yabancılardan da haklı bir ilgi görüyor. mevlana müzesiKültür Bakanlığının türbe müzeye değerinin hakkını veren bir özenle sahip çıktığını da aktarmalıyım.

Yemek yemek üzere Mevlana’nın sıklıkla ziyaret ettiği Meram bağları tarafına gidiyoruz. Burası adı üstünde şehir merkezinin güneybatı tarafında yer alan bağlık alan. Evliye Çelebi, Seyahatname’sinde gördüğü yerleri tarif ederken Meram bağları ile kıyaslamış. Yeni Meram Caddesi üzerinde Konya’nın elit yüzünü simgeleyen şık kafeler ve oldukça havalı siteler sıralanıyor. Cadde üzerinde Konya’nın en tanınmış etli mevlana müzesiekmekçisi Cemo’dan etli ekmeklerimizi alıp sokak aralarında hala sıklıkla rastlanan bağ evlerinden birine, Mevlana’nın soyundan gelen Konya’nın önemli eşraflarından Yazıcı ailesinin bağ evine gidiyoruz. Ev sahibesi Saime Hanım özellikle Mevlana’nın aşkı için gelenleri bu küçük evinde özellikle ağırlamak istiyor. Ondan önce, ev sahiplerinden yaşlı Alman kurdu Cano, herkesi tek tek koklayarak Saime Hanım’ın kalabalıktan yapamadığı hoşgeldiniz faslını bizzat yapıyor.

IMG_5264Konya yöresinin bir bağ evi özelliklerini bütün samimiyeti ile yansıtan küçük eve dağılıyoruz. Kendi bahçelerinden olan doğal yöntemler ile kuruttukları fındık, erik, kayısı ve elma kurularına ayıp mı olur bile demeden saldırıyoruz. Konya yöresine özgü nohut-buğday haşlamasının üzerine şeker, baharat ve çetene serperek yiyoruz. Hele Hanımların elleri ile açtığı incecik sac börekleri öyle bir kapışılıyor ki resim bile çekme  telaşına düşmüyorum yoksa kapamayacağım.

Üstüne Cemo’dan gelen kıymalı, peynirli ve satır etli ekmekleri de yutup, şerbetsiz sadece pudra şekeri serpilmiş evde yaptıkları ‘’sac arası’’nın dayanılmaz hafifliğinde eriyoruz. Bütün kapışma on dakika sürmeyince, bahçeye çıkıp bu mevsimde Konya’da hayatta olmaz sizin şerefinize denilen zamansız açmış gülün ve artan etli ekmek var mı ( ki yok ) arayışında olan Cano’nun fotoğrafını çekiyorum. Saime Hanım’a misafirperverliği ve mahareti için çok teşekkür ederek, uçaktan önce son durağımız olan Ateşbaz-ı Veli ( tuzcu baba) türbesine gidiyoruz.

Kendisi bizzat Mevlana’nın yemeğini yapan kişi. Adına bir türbe yaptırılmış ve bahçe içindeki türbeyi bir türbedar koruyor. Dua ettikten sonra ortaya konulan tuzdan alıp, yemeğe katarsanız bolluk bereket olacağına inanılıyor.

images2R9YO6PHTuzcu Baba’’nın aynı zamanda dilekleri yerine getirme konusunda hanımlar arasında almış yürümüş bir namı var. Türbenin dar odasına bir sanduka konulmuş olsa da aslında Aşkebaz-ı Veli Efendi, dar merdivenler ile çıkılan katın altındaki odada yatıyor.

Tuzumuzu alıp, duamızı edip, dileğimizi dileyerek merkeze dönüyoruz. Mevlana Vakfının bulunduğu noktada buluşmak üzere verilen kısa serbest zamanı pek çokları Mevlana Caddesi üzerindeki Baki isimli kuyumcudan gezinin anlam ve önemine yönelik temalar içeren takılar almakla değerlendirirken biz bir arkadaki Celal Sokakta bulunan Hich Otel’i IMG_5273ziyaret ediyoruz.

200 yıllık tarihi bir konak restore edilerek 13 odalı butik otele dönüştürülmüş. Sofalı mimari tarzı korunarak odaların dekorasyonunda bir konakta kaldığınız hissi göz ardı edilmemiş. Konya yöresel ezgileri modern bir zerafet ile, taş metal ahşap birlikteliğinde günümüze  entegre edilmişler. Her odanın Mevlana Türbesini görüyor olması da konumunu özel kılıyor. Yani küçük oteller seçmelerinde Türkiye üçüncülüğünü hakkı ile kazanmış görünüyor.

IMG_5274Bize boş odaları gezdiren Mehmet Bey’e teşekkür ederek uçağa yetişebilmek için, bir dükkandan aldığım ve Konya’nın mistik ruhuna çok uygun bulduğum amberi koklaya koklaya toplanma yerimize dönüyoruz.

Konya’ya tekrar geldiğimizde kalacağımız yeri belirlemiş olduk. Konya’ya tekrar gelmek gerektiğini düşünüyorum çünkü Konya’nın hakkı en az iki gece. Ve bizim için en önemli konu ise bu gezide yanımızda olmayan çocuklara Mevlana’nın hikayesini mutlaka anlatmamız gerektiği.

IMG-20141219-WA0013Çocuklar ile Konya programı, Çatalhöyük ile başlayıp, Hitit ve Selçuklu ile devam etmeli ve Mevlana ile son bulmalı. Mevlana’nın aşkı, hoşgörüsü, insani kimliği ve dünyaya bakışı,  bir ders gibi çocuklara anlatılmalı.

17 Aralıktaki dua zamanı çocuklar ila yaşanacak bir ortam değil ama sema törenleri izlemeleri gereken adeta bir çeşit mucize. Kendilerinin de dönmeye çalışırken düşüp kafa göz dağıtmalarından önce,  Mevlana ve öğretisi, dervişliğin ne demek olduğu, dönmenin anlamı,  anlayacakları dilden anlatılmalı.

Gönlümüzde aşk ile, yeniden görüşmek üzere KONYA….

‘’Her gün bir yerden göçmek ne iyi, her gün bir yere konmak ne güzel, bulanmadan, donmadan akmak ne hoş. Ne kadar söz varsa düne ait, dünle beraber gitti cancağızım, şimdi yeni söz söylemek lazım.’’

Mevlana Celaleddin Rumi.

IMG_5262

 

 

Paylaşın: