Çocukla Geziyorum

RODOS – 3.gün DÖNÜŞ

26 Ağustos Çarşamba 2009

Lindos’un bizi ne kadar yorduğunu deliksiz uykumuzdan anlıyoruz. Sevimsiz kahvaltımız, son günümüzde de sabahımızın başlangıcını yapıyor.

Az kalan zamanımızı iyi değerlendirmeliyiz. İlk plan, otelin hemen karşısında ve adanın tamı tamına burnunda yer alan Aquarium-Helenic Center for Marine Research– Müzesini gezmek. Evet müze, çünkü balıkların tanıtıldığı bir akvaryumdan ziyade müze tarafı daha ön plana çıkarılmış.
Basit, küçük ama sıkılmadan kısa zamanda gezebileceğiniz, özellikle devasa dondurulmuş canlıları ile çocukların ilgisini çeken bir müze.

Hydrobiological Station of Rodos olarak adlandırılan 5euro’ya girdiğimiz, küçük denilebilecek bu müze benim hoşuma gidiyor. Sınırlı sayıdaki akvaryumunda balıktan ziyade farklı deniz canlılarının olması belki daha enteresan yapıyor çünkü bilumum benzeri akvaryumlarda envai çeşit balığı yeteri kadar gördük.

Ege ve Akdenizdeki oşinografik çalışmalarıda basitçe anlatmışlar ve bu denizlerde yaşayan bazı canlılarında dondurulmuş maketlerini koymuşlar. Sualtı ve canlıları ile ilgili yapılan inceleme ve eğitim çalışmalarından da örnekler verilmiş.

Tüm bu canlıları gördükten sonra, üstelikte Ege’de yaşadıklarını bile bile, denize girmek nasıl olacaksa, otelden ayrılmadan Türkiye’ye nazır bir deniz sefası yapmak niyetindeyiz. Alabildiğine geniş kumsallar, denizin enginliği ve karşıda Türkiye ‘nin cazibesi korkudan üstün geliyor.

Adanın genelindeki geniş kumsalların dikkatimizi çeken bir özelliğide güneşin ve rüzgarın durumuna göre şezlongların ve şemsiyelerin görevlilerce düzenlenmesi.

Türkiye’de sadece para toplamak amaçlı ortalarda dolanan görevlilerin buradaki muadilleri, sayısız şezlong ve şemsiyeyi rüzgar nerden esiyorsa aksi yönde kullanıcı rahatsız olmayacak şekilde hazırlıyor sabahtan, çünkü ada olmanın özelliğinden, rüzgar burada oldukça dominant bir faktör.

Yani rüzgar batıdan esiyorsa, hemen şezlonglar doğuya dik düzenleniyor, şemsiyelerde arkaya yatırılıp siper yapılıyor ki yatanı korusun. Tabi kumsalların genişliğide burada bu tür manevraları yapmaya müsait. Örneğin Bodrum’da, neredeyse ağız ağıza yatarken bırakın şezlong çevirmeyi, bazen ayağa kalkmak bile mümkün değil.

Plajların bize tuhaf gelen bir başka özelliği ise heryerde Yunan bayrağı olması. Ada psikolojisi olmalı diye düşünüyoruz. Sahipsiz değiliz yada anakaradan bu kadar uzak olup, Türkiye’ye çok yakın olsakda, biz elim bir mecburiyet sonucu artık Yunan toprağıyız demenin, bunu gözümüze sokmaya çalışmanın bir yolu sanırım. Her girinti, çıkıntı ve belli mesafedeki aralıklarda bir tane dikili Yunan bayrağı var.

Çaka’yı ikna edemesekde biz, otelimizin önünde uzanan canım kumsaldan denize giriyoruz. Hemen derinleşen ama tatlı, yumuşak, ılık, az tuzlu bir su, çıkmak istemiyorsunuz.

”Best Hotel of Rodos City”olarak kendini lanse eden otelimizin, başka alternatif olmadığı için resepsiyonundan, kayıt yaptıran ve lobide oturan müşteri kalabalığının önünden ıslak ve kumlu olarak geçip, odaya çıkıyoruz.

Tekrar yaptığımız elim bir hata sonucu, feribotun kalkış vaktine kadar otelin lobisinde oyalanmak zorunda kalıyoruz. Kos adasında olduğu gibi, bu adaların ortak bir kötü özelliği olarak kredi kartı geçen dükkan sayısı yok denecek kadar az.

Özellikle yeme-içme yerlerinde sadece nakit geçiyor. Aynı hatayı nasıl yaptık bilmiyorum ama yemek yiyecek nakit paramız kalmadığından mecburen kredi kartı geçen otelin lobisinde öğlen için bir şeyler atıştırıyoruz. İkinci hatada artık anlıyoruz ki Yunan adalarına kredi kartına güvenerek az nakit ile gelmemek lazım.

rodosYemek ve otel kalitesi ile nakit para sıkıntısı haricinde Rodos adası, keyifli ve güzel, oldukça turistik bir ada. Adanın güney ve batı kıyıları ile dağlık yerleşimleri gezme fırsatı bulamadık. Özellikle, Butterfly Valley Kelebekler Vadisi‘nin bulunduğu Petaloudes‘i, Antik İalyssos‘u ve Kameiros‘u, Haçlı kalesinin harabelerinin olduğu Arkhangelos‘u da gezmek iyi bir deneyim olabilirdi.

Belki başka Yunan adalarına gitmek için havaalanını kullanmak üzere yine Rodos’a geliriz. Başka seferler için de gezecek yerlerimiz kalsın diye kendimizi avutarak Rodos‘a, muhteşem tarihine ve şövalyelerine veda ediyoruz.

Hoşçakal RODOS, GÖRÜŞMEK ÜZERE….

rodos-agustos-2009

 

rodos-kalesi-eski-kent-rodos-yunanistan

rodos-heykeli-yunanistan-rodos

rodos

 

Paylaşın: