Çocukla Geziyorum

BODRUM – Bodrum’da Çocukla Gezmek

Temmuz 2009

Bol güneşli saatler ve doyamadığınız denizden kendinizi alabilirseniz, Bodrum’da yapılacak çok şey var.

Güne, Akyarlar‘da kahvaltı ile başlıyoruz. Denize sıfır, önümüzde Kos manzarası, yöresel peynirlerle yapılan kahvaltıda çocukların en çok, hemen yanımızdaki kıyıda bir şeyler attığınız zaman birbirleri ile kapışan balıklar hoşlarına gidiyor.

Ekmek tamam ama salatalık, zeytin ve özellikle beyaz peynir için büyük kavga çıkması hepimizi şaşırtıyor. Demek onlar bile hep aynı şeyi yemekten bıkmışlar değişik tatlar arıyorlar diye düşünüyoruz. Elle tutulacak kadar yakında ve su yüzeyinde olan balıklar  çocuklar için bayağı bir şamata kaynağı oluyor.

Akyarlar‘dan Gümüşlük’e geçiyoruz ve bir nevi deniz banyosu olması amacı ile Tavşan Adası‘na yürüyerek çıkıyoruz. Çok sayıda yabani tavşandan başka kimsenin yaşamadığı adacık, denizin ortasında yürüyerek gidiliyor olmasından başka, tavşanları ile de çocukların ilgisini çekiyor.

gumusluk01[1]Denizin ıslaklığı ile bacaklarımızı serinletip Gümüşlük‘ten sonra uğradığımız Yalıkavak Meydanı’nda biz sabah kahvemizi içerken çocuklarda restore edilmiş değirmeni geziyor.

Torba‘ya giden sahil yolundan değil de, Ortakent kavşağına ulaşan yarımadanın tam ortasını dikine geçen yoldan dönüyoruz. En tepedeki manzara noktasında koyların dantelimsi güzelliğini seyredip, buradaki değirmenleride inceleme fırsatı buluyoruz.

Bodrum merkeze gelmeden Bitez sapağından giriyoruz. Köy meydanındaki mantıcı çocukların her zaman çok sevdiği bir yer. Tek sorun mantı ile çiğbörek arasında kararsız kalmak.Yemeğin üzerine iki dükkan aşağıdaki Bitez Dondurması‘na uğramamazlık edemiyoruz. Her gün yeseniz bıkmayacağınız türden üstüne dünyada dondurma tanımadığımız bir lezzet.

Dondurmamızı yedikten sonra Milas Karayolu üzerindeki Güvercinlik Koyu’na doğru yola çıkarak  Aqua Dolphin‘e gidiyoruz. İki küçük havuzda iki yunus. Bedeli mukabili, dokunmak, birlikte yüzmek ve beslemek mümkün. Çoğu kişi birlikte yüzmeyi tercih etsede ilk kez bir yunusu bu kadar yakından gören Çağan ve Çaka, yüzmeye cesaret edemeyip, sedece beslemeyi tercih ediyorlar. Çaka, korkudan ağzını bile tam tutturamıyor. Suya düşen balıkları, yunusun neden denizden yakalayıp yemediğini sorduğumuzda, yunusların avcı olmadıklarını, bir kaç yunus balık sürüsünü kovalarken grubun geri kalanının karşı yönde ağızları açık balıkları beklediklerini, ancak bu şekilde beslenebildiklerini ve bu yüzden tek başlarına yaşayamadıklarını anlatıyorlar.

Yunuslar için duyduğumuz sevgi bir kat daha artarak ayrılıyoruz. Çocuklar için değişik bir bodrum-kalesi[1]deneyim oluyor.

Bodrum Merkez’e dönüyoruz ve hava biraz serinler gibi olduğu için bugün Sualtı Arkeoloji Müzesi olarak kullanılan Bodrum Kalesi’ni geziyoruz.

Müzede bulunan eserler, Amphora Sergilemesi, Doğu Roma Gemisi Batığı, Cam Salonu, Cam Batığı, Sikke ve Mücevherat Salonu, Karyalı Prenses Salonu, İngiliz Kulesi, İşkence ve Katliam Odaları ve Alman Kulesi’nde sergilenmekte. Çocuklar biraz ürkselerde en çok gemi batığı ve kalbi nefes alıyor gibi hareket eden Karyalı Prenses‘i beğeniyorlar.

Kale tüm ihtişam ve görkemi ile büyülüyor, sıcak ve merdivenlerde hali ile yoruyor. Kaleden çıkınca soluğu Barlar Sokağı ( Cumhuriyet Caddesi)nde yer alan Bodrum’un en eski fırınlarından olan Yunuslar‘da alıyoruz. Sundukları çeşitler öyle bir görsel şölenki karar vermek başlıca bir sorun haline geliyor.
Artık yavaş yavaş batma yolunda ilerleyen güneşin tadı en hoş deniz üstünde çıkar diyerek, çocukların çok sevdiği bu yüzden de her merkeze indiğimizde sık sık yaptığımız gibi, limanda tur teknelerinin yanında yerleri olan Bodrum-Bardakçı deniz dolmuşlarına biniyoruz. Küçük motorlu tekneler, Bardakçı Koyu’ndaki otel müşterilerini Bodrum’a getirmek için dolmuş sistemi ile çalışıyorlar. Biz ise binip inmeden yada inip kıyıda kısa bir yürüyüş sonrasında bir sonraki dolmuşla dönüyoruz.

Gün batımının değişen renkleri eşliğinde teknelerin arasından geçmek, açık denize doğru bir selam vermek, Bardakçı‘daki denizin her zaman pırıl pırıl olan dibini seyretmek, bir sevgiliden ayrılıp yine kavuşmanın huzuru ile Bodrum’a tekrar yavaşça yaklaşmak keyifli oluyor. Çocuklarda kaptanların çoğu ile ahbap olduklarından bayağı eğleniyorlar.

kayıkKısa tekne turundan sonra Karada Marina‘ya doğru yavaş yavaş ilerlerken limanda demirli tekneleri tek tek inceliyoruz. Çaka, Bodrum Belediyesi’nin yapmış olduğu çocuk parklarına takılıp gelmemekde ısrar edince onun gönlünü yapmak adına bizde parkda oturup gelen geçen, çoğunluğu yabancı, insan çeşnisini inceliyoruz.

Akşamı bir Bodrum klasiği ile noktalamak için aç olmasakda Liman Köftecisi’ne giriyoruz. Her zaman kalabalık, her zaman uygun fiyatlı ve her zaman Bodrum gibi. Bulunduğu konumdan kaynaklanıyor sanırım bu his.

Eğer antik tiyatroda bir konserede bilet almış olsaydık, dolu bir günü neredeyse yirmi dört saate çıkarmış olacaktık. Açık hava ve yıldızların altında, önümüzde kale manzarası ile, 2000 yıl önce aynı taşlara oturmuş insanların ruhunun sindiği bu tiyatroda konser dinlemenin keyfini ,başka bir geceye bırakarak güzel bir Bodrum gününe hoşçakal diyoruz.

Seni seviyoruz Bodrum….

bodrum-temmuz-2009

bodrum-bodrum-yarimadasi

bodrum-bodrum-yakinlar-3

 

bodrum-kalesi-bodrum-turkiye

bodrum-sualti-arkeoloji-muzesi-bodrum-turkiye

halikarnas-mozolesi-turkiye-bodrum

Paylaşın: