Çocukla Geziyorum

KARTEPE – Ocak 2011

Cuma , Cumartesi , Pazar

Türkiye’deki diğer kayak merkezlerine nazaran yeni sayılabilecek bir geçmişe sahip Kartepe Kayak Merkezi, İzmit’in Semenli  Dağları’nın zirvesinde, İstanbul’a 1 saatlik mesafede bulunuyor. Bu yakınlığı biz İstanbul’lular için oldukça cazip. Çaka için siftahı burada yapalım, eğer kaymayı sevecekse başka bir bölgede daha uzun kalmak şartıyla devam edelim diyoruz.

Cuma öğlen çocukları okuldan erken alıp, İzmit’e doğru yola çıkıyoruz. Otoban çıkışından sonra, yanlış girdim hissine vardıracak kadar uzun bir mesafe ile Kartepe okuna doğru ilerliyoruz. Küçük köy meydanını ve cazip kahvaltı alternatifleri sunan evleri geçmekle tepeye gelmek arası, çok az bir zaman alıyor .Yol kısa, son derece geniş ve rahat. Son dakikada aniden önümüze çıkarak kar, eyvah boşa geldik paniğimizi gideriyor.

kartepe-foto-5[1]Kartepe’de tek bir otel mevcut. Otelde kalacaksanız onun otoparkına, aksi halde başka bir park yerine  yönlendiriliyorsunuz. Arabayı, otelin önündeki otoparka bırakıp, iner inmez  tüm Kartepe’yi ve pistleri görebiliyorsunuz çünkü Kartepe zaten evinizin arka bahçesi kıvamında denilebilir.

Otel, yeni ve bize oldukça rahat edeceğimiz bir yer gibi görünüyor. Kayak odası çok büyük, zaten iddiaları da bu ve bu doğrultuda otelin reklamını yapıyorlar. Malzemeler de çoğunlukla yeni ve kaliteli .

kartKayaklarımızı kiralarken pistler hakkında  bilgi alıyoruz. 1700 mt. yükseklikteyiz. 14 adet doğal pist, 3 adet telesiyej ve 2 adet teleski var. Pistlerin 2 si siyah ( çok zor kategorisi ) bizi hiç ilgilendirmiyor. 6’sı mavi ( kolay pist )ve kalanı da kırmızı pist ( zor pist ).Üç tepe noktası var. Kartepe , Geyikalan ( bu noktada şehir manzarası güzel ) ve Karlıktepe. Bir başka güzel nokta ise, kayarken açık havalarda, İzmit Körfezi’ni ve gemileri seçebiliyor olmak.

Otelde kalıyorsanız pist çıkışları ücretsiz. Kalmıyorsanız da, kayak odasını ve bedeli mukabili liftleri kullanabiliyorsunuz.

Cumadan geldiğimiz için normal bir kalabalık var, kolayca ayakkabı ve kayak seçimlerini yapıp, hocayı da ayarlayarak, ertesi gün erkenden çıkıp, tam zamanlı kaymayı garantiliyoruz.

Otelin akşam yemekleri de sabah kahvaltıları da son derece yeterli. Akşam farklı saatler ve salonlarda, her yaşa uygun  eğlenme imkanları sunuyorlar. Çocuklar için düzenlenmiş atari salonu  o kadar geniş ve alternatifli ki çocukları çekip çıkarmak zor oluyor.

Ertesi gün Çaka, biz acaba korkacak mı  diye tereddüt ederken, son derece rahat bir şekilde ayağına kayakları takıyor ve hocanın peşine takılıyor. Demekki artık yaşı gelmiş. Kendi aramızda sürekli konu ile ilgili konuşuyor olmamız ve ağabeyinin kayıyor olması, onu olumlu etkilemiş sanırım.

Zaten otelin önünden liftlerin başladığı noktaya kadar olan pist ( yeşil galiba )o kadar basit o kadar basit ki korkmak imkansız. Ama uzaklaşma imkanı da verdiği için çocuklara kayıyorum güveninin gelmesini  sağlıyor aynı zamanda.

Kar kalınlığı ölçüm verilerinde 90 cm. dense de, pistlerdeki kalınlık ancak 10 cm hadi 20 cm. Kaymaya imkan veriyor ama yarın şüpheli.

Öğlen, hem pistlerden ayrılmak istemediğimiz için, hem de otelde yemek olmadığı için, hemen kayak odasının yanındaki kafede atıştıralım diyoruz ancak öğleden sonra kalabalık hatırlı bir şekilde arttığından, cafe pek tecrübeli davranamıyor. Ne yiyecek yetiştirebiliyor ne de iskemle. Mekan oldukça kısıtlı. İçerisi küçük, önündeki alan, kimse içeride oturmak istemediğinden yetecek gibi değil. İskemleyi  alan, eğimli bir arazi olsa da kayak alanına doğru yayılıyor.

Akşamüstüne doğru idmansız bacaklarımız alarm vermeye başlayınca, birazda kızak yapalım diyoruz. Otelin apart bölümüne giden tarafta, tellerle çevirmek suretiyle  bir pist ayırmışlar kızak yapmak isteyenler için. Hem geniş, hem uzun, etrafı da çevrili olduğundan pistlere fırlama ya da acemi bir kayakçı tarafından ezilme riski  yok. Çocukların bitmek bilmeyen enerjilerine bir de kızak pistinde  şahit oluyoruz.

Akşam yemekten sonra başlayan kaymanın verdiği ağrıları, otelin sunduğu eğlence alternatifleri nispeten azaltıyor…

Pazar sabahına da aynı keyifle başlıyoruz. Karın biraz daha erimiş olması ve yer yer toprağın çıkması bile tam olarak keyfimizi kaçıramamışken, öğlen olunca durum değişiyor.Bir anda OLYMPUS DIGITAL CAMERAortalık, arka bahçenize sığabileceğinden fazla misafir almışsınız gibi, sıkışık ve karmaşık bir hal alıyor. Gezenler, dolaşanlar ,çocuklarını bir kenara itip kendisi kızak kayanlar, kotlarla kayıp sırılsıklam olanlar, ailecek bir güruhla gelip hocasız kaydırmaya çalıştıkları çocuğu tutmaya çalışanlar, her daim yerlerde sürünen snowboardcular v.s,v.s.. Bir cümbüş ki ne olduğunu anlayamıyoruz ve Kartepe’yi bu kalabalıkla baş başa bırakıp ayrılıyoruz.

Haftasonları evden çıkmanın bile yakında imkansızlaşacağı sevgili kalabalık ülkemde, Pazar günü, insanlara zarar verme riski bulunan bir sporun yapıldığı bir merkezde, kaymaya çalışmamak gerektiğini öğrenmiş bulunuyoruz böylece.

Sonuç olarak ; Çaka kayağa başladı, sevdi, umut vadetti, otel güzeldi, dağda olmak daha güzeldi, iyi bir hafta sonu geçti.

Yine görüşelim Kartepe…..

kayak-ocaksubat-2011-turkiye

kartepe

 

 

 

Paylaşın: