26 Haziran Çarşamba
City Walk, Universal Studios Park, İslands of Adventure
Bir önceki günün plastik çatal kaşık ve kağıt tabak bardaklı zaten bir özelliği olmayan kahvaltı rezaletinden sonra, parklara gitmeyi bile gölgede bırakacak şekilde bu konuyu onur meselesi yaparak daha iyi bir kahvaltı arayışına giriyoruz.
Radisson Otel’in dev neon afişinde yazan ‘’ grand breakfast buffet’’ ( büyük açık büfe )sini denemek için büyük umutlarla bu otele gidiyoruz.
Kendi otelimize karşı duyduğumuz kızgınlığın, nihayet öç alma duygusu altında hafifleyeceği umudu ile bir heves otelin kahvaltı salonuna dalıyoruz. Ve gördüğümüz otelimiz ile aynı tip kahvaltının daha şık bir mekanda sergilenmesi oluyor. Çırpılmış yumurta, domuz sosis ve
pastırması, kutu krem peynir, kavun ve karpuz dilimleri, muffin, mısır gevreğinden ibaret ama en azından plastik tabak ve bardaklarla servis edilmeyen bu kahvaltıya sadece adında ‘’grand buffet’’ibaresi geçiyor diye artıdan adam başı 7’ şer dolar daha ödememek için bayağı bir sönmüş ve kaderimize razı olmuş halde, kös kös otelimize gerisin geri dönüyoruz.
Peynir alışkanlığının olmaması tuhafımıza gidiyor. Hergün yulaf veya mısır gevreği yemek ne kadar sağlıklı. Asıl kalsiyumun bulunduğu sert sarı peynir alışkanlıkları olmadığı için, parklarda dikkat çekecek çoğunlukta ayağı bacağı kırık insan bulunuyor demekki..
Bir kahve bir kruvasan ile güne başlayan Fransızlara acırken , Amerikalılar gözümüzde daha acınası bir boyuta geliveriyorlar. Fransızlar hiç olmazsa güzel yemek yemeği biliyorlar ve bir ara yiyebilecekleri bin bir çeşit peynirleri var. Bu durumda Amerikalılarda bir Fransız hayranlığı olması doğal bir sonuç, Fransızların yılların birikimi olan yemek kültürlerine ulaşmaları ise imkansız.
Bir gün önce Disney parklarını tamamladıktan sonra bugün Universal Studios’un parklarını tanıyacağız. Sadece tanıyacağız diyorum çünkü kimsede eğlenecek hal kalmadı. Park ziyaretlerinin
arasına kesinlikle bir gün dinlenme arası koymak gerekiyormuş.
Internatıonal 4 yolunun kuzeyinde ve Orlando şehir merkezine gelmeden yerleşmiş bulunuyor Universal Studios Parkları ve daha uzaktan ‘’Rock İt ‘’ hızlı treninin ( roaller coaster )dev taklalı yuvarlakları ile bulunduğu konumu net bir şekilde belli ediyor.
Universal Studios grubunun iki ayrı park bölümü Universal Studios ve İslands of Adventure ve geç saatlere kadar yeme-içme-alışveriş konusunda hizmet veren bölümü City Walk bulunuyor. Otoyolun karşısında ise Wet’n Wild Waterpark su parkı var. Her bir parka tek tek bilet alınabildiği gibi grup bilet de alabiliyorsunuz. ( www.universalorlando.com )Oldukça sert su kaydıraklarının bulunduğu bu parka ( Brain Wash – Beyin yıkama , birinin adı mesela )büyük yaş grubuna hitap etmesi ve zamanımızın da kısıtlı olması nedeni ile biz bilet almıyoruz.
City Walk
Üzerinde Universal yazan büyük bir dünya küresinin arkasındaki sarı kule görünümlü ince uzun bir ark olan simge olmuş kapısından geçerek, öncelikle City Walk’a geliyoruz. Burada özellikle gençleri cezbedecek restoranlar ( Hard Rock Kafe, NBA City, Nascar Sport Grill, Bob Marley
Freedom ) fast food kafeler ( Starbucks, Mojito Rum Bar ) ve mağazalar bulunuyor. ( Fossil, Cigars Shop v.s. )
Saat 16.00 dan gece 02.00 ye kadar açık olan komplekse giriş ücretsiz. Kompleks restoranların yanısıra ayrıca City Jazz Grove ve Groove Dance Club gibi müzisyenlerin sahne aldığı gece kulüplerinide barındırıyor. Açık hava sahnelerinde büyük konserler, sanat festivalleri v.s. düzenleniyor ve ünlülerde sıklıkla bu mekanı ziyaret ediyorlar.
Ambiyans ve genel görünüm küçük yaş grubuna dahil çocuklu ailelere yönelik değil ama akşamları çocuklara otele bırakma imkanı olduğunda çok eğlenceli olacağı aşikar bir canlılığı daha sabahın erken saatinde bile sergiliyor.
Universal Studios Park
Öncelikle Universal Studios tarafına giriyoruz. Parka girer girmez karşımıza, palmiye ağaçlarının dizili olduğu büyük mağazaların yer aldığı Plaza of The Stars çıkıyor.
Ortada yer alan büyük bir göl etrafında, caddeler boyunca çeşitli Universal kahramanlarının görsellik ağırlıklı oyunları yer alıyor. Yani hızlı trenlerle çeşitli sahneleri dolaşıyor ya da üç boyutlu filmlerde simülatöre binerek kahramanın macerasını birlikte yaşıyorsunuz. Shrek, Transformers, Mumya, Baettlejuice, Man in Black ( Siyah giyen adamlar ) The Simpsons, Barney, Woody Woodpecker, E.T, Terminator v.s. parkta kullanılan kahramanlar.
Alfred Hitchcoc The Art of Making Movies’de, Kuşlar gibi filmlerin üç boyutlu sahnelerini kapsayan klipler gösteriliyor. Nickelodeon Studios Tour’da küçüklerin sevebileceği karakterler ile tanışma fırsatı bulunabiliyor.
Parkın New York bölümünde, 60 tan fazla ön cephe bulunuyor.Bunların bazıları gerçek binaların kopyası bazıları ise filmlerde kullnılan görüntülerin prodüksiyonları.Ünlü alışveriş mağazası Macy’s ile Baba filmine sahne olmuş İtalyan restoranı burada bulunuyor. Kongfrontation bu bölümün en eğlenceli oyunu.İndiğiniz yeraltı istasyonunda King Kong’un yerle bir ettiği Manhattan sokaklarını görüyorsunuz.
Twister, bir stüdyo tur programı ve burada bir kasırganın nasıl yaratıldığı gözsteriliyor.En eğlenceli kısmı ise şüphesiz bir ineğin kasırgaya kapılarak uçması.Bunların dışında bilmem kaç takla atan ‘’Rock İt’’ isimli bir hızlı tren var ki sadece önünden geçmek bile insanı ürpertiyor.
Hollywood Bulvarı Universal Studios Park’ın en çekici caddesi. Burada ünlü mocambo gece kulübü, lüks Becverly Hotel ve güzellik salonu Max Factor gibi Hollywood’un altın çağı ile ilgili pek çok şey yansıtılmış.
İlk iş Çaka’nın en büyük kahramanlarından Transformers’a koşsak da daha sabahın köründe 75 dk.bekleme süresi veriyor. Bir buçuk saat bekleyemeyeceğimiz konusunda kesinlikle ikna edemediğimiz Çaka yüzünden bari gidip hızlı bilet alalım diyoruz. Satıldığını söyledikleri Candy Shop, göl kenarında cazibeli bir dükkan ve vitrinlerindekiler o kadar göze hitap
ediyor ki bir an niçin geldiğimiz aklımızdan çıkıveriyor.
Expres bilet uygulaması için neredeyse biletimizin iki katına yakın bir fiyat ödemek gerekiyor ve alsanız bile o biletle expres uygulaması olan her oyunda sadece bir kere kullanabiliyorsunuz. Başka oyunlara binmeye halimiz olur mu bilemediğimiz için sadece tranformes için yüklü bir ilave para ödemek istemiyoruz.
Koyu kırmızı parıl parıl parlayan envai çeşit çikolatalı soslara batırılmış elma şekerleri ve düğün pastalarının mini versiyonları gibi özene bezene süslenmiş hepsi birbirinden farklı cupcake ( muffin ) lerle Çaka’yı ikna etmeye çalışıyoruz, tatlı sevmeyen biri için nafile uğraş olduğunu bile bile. Vitirin ve mağaza o
kadar güzel görünüyor ki Çaka bile sonunda birazda bizim açgözlülüğümüzün etkisine kapılmış olarak Transformers’a girmemek konusunda ikna olmamış olsa da kaderine boyun eğiyor.
Büyük bir iştahla seçtiğimiz tatlılarımızı alarak göl kenarındaki masaya oturuyoruz ve ağzımıza ilk lokmaları atmamızla hepimizin aynı anda tükürmesi bir oluyor. Tatlılığın boyutunu tarif edecek tanımlamayı o gün bugündür düşünsem de bulamamış durumdayım, anlatılmaz yaşanır cinsinden bir felaket. Şekerlenmiş şeker mi diyeyim, katılaşmış bozuk şeker mi diyeyim, mısır slaşı mı bu diyeyim, tatlandırıcı küpünü mü kurutmuşlar diyeyim bilemiyorum. Küçükken büyülü iksir kazanına düşmüş Galyalı Oburiks’in bir versiyonu olan, küçükken çikolata kazanına düşse orda yatar kalırdı diye tarif edeceğim büyük oğlum bile yiyemeden atmak durumunda kalıyor.
Yaşadığımız hezimet ile söylene söylene,
herkes Transformers kuyruğunda olduğundan henüz boş olan parkın doğu kanadındaki oyunlardan faydalanarak keyiflenmeye çalışıyoruz. Gerçekten de oyunlara hiç kuyruk beklemeden neredeyse oyun bizi beklerken biniyoruz ve böylece oyunlarda, eğlencede ilk kez gerçek tadını buluyor.
Man in Black ve E.T. oyunları özellikle hoşumuza gidiyor. Man in Black’te , raylı vagonlarda uzaylıların olduğu bir kasabada dolaşarak ordan burdan fırlayan yaratıkları önünüzdeki silahla vurmaya çalışıyorsunuz. ( ben kazanıyorum )Man in Black sevgimize ithafen Çaka’ya bir siyah giymiş köpek, Pug in Black alıyoruz.( oyuncağı )
E.T.de ise önce sizi gece yarısı bir ormanda dolaştırdıktan sonra E.T. nin bisikleti ile bu ormanın üzerinde uçuruyorlar. Twister Ride İt Out’da ise bir hortum sahnesinin nasıl canlandırıldığına dair bizzat içinde olduğunuz bir şov yapılıyor.
Back to the Future ( Geleceğe Dönüş ) film serisinin dahi çılgın doktoruna tıpatıp benzeyen bir aktör ile resim çektirirken nereli olduğumuzu soruyor ve Türkiye deyince İstanbul ile Ankara’da bulunduğunu, İstanbul’un çok tarihi güzel bir şehir olduğunu söylüyor hayranlıkla. Defalarca
seyrettiğimiz bu filmlerdeki canlandırdığı karaktere o kadar benziyor ki ‘’Zaman Makinesi’’ ile mi gittiniz diyesim geliyor.
Dayanamayıp Transformers’a tekrar baktığımızda bu seferde 90 dakika bekleme süresi verince isyan ederek sadece her oyunun kahramanının fotoğraf çektirdiği bölümlerden Transformes’ınkine gidip ‘’Bumble Bee’’ ile fotoğraf çektirmekle yetiniyoruz ve diğer parka İslands of Adventure’a geçiyoruz.
İslands of Adventure
Dünyanın en ileri teknoloji temalı parklarından İslands of Adventure, tema parkları konusunda ödül almış bir park. Parkın daha ilk girişte sizi saran coşkusu Magic Kingdom ‘da bir gün harcadığımıza bizi pişman ediyor.
Pakın adında ada kelimesinin yer alması oyunların adalar halinde gruplanmış olmasından kaynaklanıyor. Jurassic Park, Lost Continent, Örümcek Adam, Hulk gibi kahramanları ile Marvel Super Hero Adası, çocuklara yönelik Seuss Landing Adası ve Temel Reis, Safinaz gibi çizgi yıldızların oyunlarının bulunduğu Toon Lagoon Adası gibi. Oyunların veya
adaların diyelim dekoru o kadar detaylı ve gerçekçi planlanmış ki kendinizi bulunduğunuz adada kaybederek bir başka konuya geçmekte zorlanıyorsunuz.
Geç geldiğimiz için artık herhangi bir oyuna binebilme imkanımızın olmadığını bildiğimizden daha ziyade dolaşarak ki dolaşmak bile neredeyse yarım günü alıyor, parkın geneli ve oyunlar hakkında fikir edinip neden ilk önce buraya gelmediğimiz için pişman olarak bu ziyaretimizi tamamlıyoruz.
Giriş bölümü olan bir Alaaddin kasabasından başlayarak saat yönünün aksine tur atıyoruz. İlk geldiğimiz Seuss Landing İsland, çocuk kitaplarına dayanılarak tasarlanmış rengarenk cıvıl cıvıl bir küçük yaş adası. Seuss karakterlerinden tanıdığımız sadece Cat in the Hat’in bir oyunu bulunuyor. Hafif ve yavaş bir trende yalnızca bu adanın üstünde tur atarak çocuklara oyunları yukarıdan gösteriyor.
Sonrasında geçilen Lost Continent adası mitlere, efsanelere ve doğaüstü yaratıklara ayrılmış. Poseidon’un tapınağı gibi bir kapıdan girilerek uzun ve karanlık koridorlar boyunca dolaşmak gerektiği söylenince çocuklar İki hızlı trenin birinci olmak için yarıştığı bu eğlenceli oyundan korkarak az kuyruk olsa da vazgeçiyorlar.
The Wizarding World of Harry Potter adasına geçince kendimizi filmin içinde yaşıyor gibi hissetmeye başlıyoruz. Tepesi karlı gri kasvetli büyücü evlerinin yer aldığı kasaba atmosferi ve tepelerde üstünüzde dikilen Hogwarts şatosu ile Harry Potter yanımızdan geçiverecekmiş gibi bakınmaya başlıyoruz.
Buradaki oyunlar ya da kasaba dekoru çok beğeniliyor olmalı ki parkın en kalabalık insan grubu burada bulunuyor.
Harry Potter’dan sonra bir başka yolculuğa Jurassic Park adasında tarih öncesi yaşamış dinazorların dünyasına giriyoruz. Gerçek bir tarih öncesi dönemi gibi gür bitki örtüsü tasarlanarak aslında çok da iyi yapılmış çünkü güneşten korunacak en iyi bölge burası olmuş. Jurassic Park River Adventure’da adada yaşayan dinazorlar ile burun buruna gelip, 25mt lik bir yükseklikten lagüne düşerek kurtuluyorsunuz. İki kişilik uçuşlarla Jurassic Park adası üzerinde dolaştıran Pteranodon Flyers
oyunu ise eğer bu parka bir daha gelme imkanım olursa ilk koşacağım oyun. Bu adada yer alan Discovery Center’da doğa tarihine yönelik interaktif bir sergi de bulunuyor.
Çizgi dünyası üzerine tasarlanmış Toon Lagoon adasında sulu oyunlar ağırlıkta gibi görünüyor. Bir çeşit dere yolculuğu olan Dudley Do-Right’s Ripsaw Falls adlı oyunun şaldır şuldur çıkışı ve çıkıştaki karman çorman renkli objelerin komikliğini görünce artık dayanamayarak ne kadar zaman olursa olsun beklemeye karar veriyor bizimkiler. The Olive denilen oyunda tepenize atılan su gülleleri sonrasında ise tamamı ile suya girmiş gibi çıktıklarında bizim için parktan ayrılma vakti gelmiş oluyor.
Son olarak geçtiğimiz Marvel Super Hero adasında, Florida’daki en acımasız hızlı tren İncredible Hulk adını veren kahraman gibi devasa yapısı ve yeşil rengi ile bir müddet durup kendini seyrettiriyor. Tepenizden geçerken bile ürperdiğiniz bu serüvende sadece taklalar atmakla kalmayıp birde suyun içinde geçiyorsunuz. Spiderman oyununda üç boyutlu bir simülasyonda aynı
zamanda özel ses efektleri kullanılarak bir şov yapılıyor. Diğer Marvel kahramanlarının pavilyonlarının bulunduğu alan ise çizgi dünyasından çocukluğumuzun eski dostları, muhteşem sandviçleri ile Basri’yi ( Türkiyedeki adı ) ve Hasbi Tembeler ‘i hatırlatıyor yadigar.
Beş gün ayırmış olsak da Orlando için kısa sayılacak bu sürede Orange County bölgesinde Orlando’yu ve parkların mümkün mertebe görebildiklerimizi tanıma çabası bizi biraz zorluyor. Çoğu hakkında fikir edinmiş ama tam olarak tadını çıkaramamış oluyoruz.
Yarın yola çıkacağımız için akşam biraz toparlandıktan sonra yine Foursquare’de beğenilen bir başka restorana Uno Chicago Grill’e gidiyoruz. ( www.unos.com )Menü oldukça seçenekli ve çoğu bizim damak tadımıza hitap ediyor. Çocuklar Chicago usulü Deep Dish Pizza ( kalın kenarlı derin pizza ) seçiyorlar, bizde ızgara et takılıyoruz ve parklardaki fast food tarzı anlamsız yemeklerden çok daha ucuza ve çok daha lezzetlisini yemiş oluyoruz.
Türkiye’ye göre farklı olan bahşiş oranının kendin belirleyip ilaveten hesap slibine yazma konusunun bu restoranda bir adım ötesine gitmiş olduklarını görüyoruz. Masada küçük
bir aparat ile online menüler bulunuyor. Yani siparişi kendiniz tuşlamak kaydı ile verebiliyor ve yemek sonrasında da hesabınızı yine masadaki aparattan kredi kartı ile ödeyip gidebiliyorsunuz. Garson sadece yemeği masaya getirmiş oluyor. Az adam çalıştırmak veya adamlarını az çalıştırmak isteyen restoranlar için – ki bunlar özellikle Avrupa’da bulunuyor aslında – ideal bir sistemmiş.
Yemeği de masaya iletmenin yolunu bulsalar kimsenin çalışmasına gerek kalmayacak herhalde. İyi de bu kadar göçmen Amerika’ya ne iş yapmaya gelecek o zaman ?…
orlando-universal-eglence-parklari-icin-genel-tavsiyeler
amerika-9-gun-kenndy-space-center-miami
amerika-10-gun-miami-everglades-ocean-drive