25 Haziran Salı 2013
Hollywood Studios-MGM, Epcot, Fantasia Mini Golf, Blizzard Beach
Zaten berbat olan kahvaltımız bu sabah kendini aşarak tam bir fiyaskoya dönüşüyor. Oda kapılarında yerde oturarak kıkırdamayı marifet sanan kız voleybol takımının gitmesinin ardından gelen tamamı orta yaşlı Afro-Amerikan gruba karşı yapılmış bir kasıt olmadığını umuyoruz. Porselen tabak ve bardakların yerini kağıt tabak ve bardaklar, metal çatal kaşıkların yerini ise plastik çatal kaşıklar alıyor. Ve bizde bu kahvaltı için adam başı 17 USD ödüyor durumdayız.
Bulaşık makinesi bozulmuştur herhalde diye iyimser bir yorum yapmaya çalışsak da bugün itibarı ile bardak taşıyor ve yarınki kahvaltı için I-Drive üzerinde reklam tabelaları bulunan Radisson Otelin ‘’Big Open Buffet, Hot Breakfast’’ ilanlarının cezbedici çekiciliğini denemeye karar veriyoruz.
Bugünkü planda, Disney için ayırmış olduğumuz son günde, geriye kalan tüm parkları ziyaret etmek var. Hepsini görebileceğimiz fikrine kapılıp, hepsine birden bilet aldığımız için bu durum artık eğlenceden çıkıp görev tamamlamaya dönmüş durumda.
Artık nasıl olsa başkalarından ya da gece kapıda yatanlardan erken gelemeyeceğimizi anlamış olduğumuz için, açılış saatine koşturmayı bırakıp işi oluruna bırakmış olmanın sükuneti ile ilk olarak Hollywood Studios parkına gidiyoruz.
Hollywood Studios – MGM
Hollywood Studios parkı daha ziyade interaktif oyunlarla, üç boyutlu sahnelerin içinde yaşanan trenli oyunlara, Hollywood kahramnalarına ve görselliğe dayalı şovlara ağırlık vermiş görünüyor.
Disney World’ün bu en küçük parkı, film ve televizyon programları çekilen tam donanımlı bir merkez aynı zamanda.Parkta Disney ve Disney tarafından telif hakları satın alınan Metro-Golden-Mayer ( MGM)filmlerine dayanan üç boyutlu yolculuk ve gösterilerin yanı sıra , bazı film efektlerinin nasıl yapıldığını izleyebileceğiniz stüdyo turları da bulunuyor.
Girişten geçince Hollywood Bulvarı’nın bitiminde ana meydanda simge yapı olarak dev bir sihirbaz şapkası karşılıyor sizi.Art Deco stildeki binalar arasında ilerlerken, muhabir, polis memuru , film yıldızı kılığına girmiş görevliler sizleri çeşitli etkinliklere davet ediyor.
Twilight Zone Tower gibi yüksek bir kuleden içinde bulunduğunuz asansörün düşüyor pozisyonda inmesi gibi en çok rağbet gören atraktif ve gerginlik yüklü oyunların yer aldığı Sunset Bulvarı’na hiç girmeden, kalabalığın gezme yönünün aksine hareket ederek en az sıralı yerleri seçiyoruz. Sunset Bulvarı’nın bitiminde yıldırımdan hasar görmüş ve eskilikten dökülen Hollywood Tower Hotel yer alıyor.Burası ‘’Alacakaranlık Kuşağı’’ndan esinlenerek yapılan Twilight Zone Tower of Terrror oyununun arka planını oluşturuyor.
3 saniye içinde 100 km. hıza ulaşarak sayısız burgu atan Rock’n Roller Coaster’da midesi sağlam olanlara göre. Sunset Bulvarı’nın
üzerinde Theather of the Stars’da ise Mickey Mouse imza dağıtıyor. Ve Sunset Bulvarı’nda yine Fantasmic’in de girişi bulunuyor.
Disney-MGM stüdyolarının gece gösterisi olan Fantasmic, Florida’nın en güzel etkinliği olarak lanse edilmekte. Müzik, lazer gösterileri, fıskiye projeksiyonu ve canlandırmalardan oluşan gösteride bir adada geçen iyi ile kötünün savaşı anlatılıyor. Gösterinin asıl özelliği 10.000 izleyiciyi aynı anda ağırlayabiliyor oluşu.
Streets of America isimli yolun üzerindeki ‘’Studio Baclot Tour’’a katılıyoruz öncelikle. Bu tur adı verilen şovda, aksiyon filmlerinde kullanılan efektlerin nasıl yaratıldığı hakkında uygulamalı bir
örnek veriliyor. Fırtınalı bir denizde dalgaların nasıl fırtına etkisi yaptığı, hava saldırında patlayan bombalar ve bir madende patlayan benzin tankeri gibi filmlerde kullanılan patlama ve yanma efektlerini eğlenceli bir şov ile sunuyorlar.
Pixar Place ( Pixar Meydanı’nda bulunan, Çağan’ın küçüklüğünde seyretmekten bütün replikleri artık ezberlemiş olduğumuz Toy Story Midway Mania’ya girerek eski dostumuz Buzz Lighter’a bir selam vermek istiyoruz ama 4 boyutlu simülatör olan bu oyundan midemiz bulanmış olarak çıkıyoruz.
The Legend of Captain Jack Sparrow bölümünde, korsan mağarası ve gemisi Siyah İnce olarak
düzenlenmiş mağarada Jack Sparrow’un hologramının yansıtıldığı esprili ve zararsız bir Karayip Korsanları şovu izliyoruz.
Bu parkın küçük yaş grubuna yönelik alanı, Honey,I shrunk the Kids Movie Set Adventure bahçesi. Tüneller, kaydıraklar, uçan oyuncaklar ve üç boyutlu Muppet Show çocukların ilgi gösterebileceği alanlar.
İndiana Jones, Muppet, Shrunks, Little Mermaid, Disney Animaion karakterleri gibi diğer Disney film kahramanlarını da çeşitli oyun yada film/şov tarzı gösterilerde izlemek mümkün olabiliyor.
Disney parkları içinde en zayıf bulduğumuz Hollywood Studios parkından çıkarak, fütüristik bir dünya teması üzerine düzenlenmiş Epcot parkına gidiyoruz. Buranın tam dayanılmaz öğlen sıcağına denk gelen kalabalığı artık bize eğlence değil eziyet gibi geliyor ve sadece biletimiz olduğu için bir fikir edinmek adına parka girmemiz ile çıkmamız bir oluyor.
Epcot
Epcot gelecekte yaratılması planlanan bir dünyayı anlatıyor. Bilimsel konular ağırlıklı, uzay ve fizik elementlerini içeren ayrıntılara yer veriliyor. Parkın simgesi ise yine tam orta yerde bulunan dev bir gümüşi küre, planetarium. Spaceship Earth adı verilen 7.500 ton ağırlığındaki devasa jeodezik kürede insanoğlunun teknolojik gelişimi anlatılıyor.
Experimental Prototype Community of Tomorrow ( Yarının Toplumunun Deneysel Prototipi ) tanımının başharflerinden oluşan Epcot, bir eğitim merkezi ve ülkeler fuarı. 250 ha.lık park, eğitime ve eğlenceye yönelik olan Future World ile sanatı, kültürü ve mutfağı ile dünyanın çeşitli ülkelerinin tanıtıldığı World Showcase olarak iki ayrı bölümden oluşuyor. Epcot, Magic Kingdom’dan iki buçuk kat daha büyük ancak oldukça geniş bir alan bahçe ve gölete ayrılmış.
Oyun ve sergi alanları, kürenin yer aldığı merkezden, Future World East ve Future World West olmak üzere iki ayrı bölümde toplanmış ve tamamı kapalı alanda yer alıyor. Future World daha ziyade yetişkinlere yönelik ama yer yer Kidcot Fun Spot köşeleri bulunuyor. East ve West olmak üzere iki binada da yer alan İnnovations bölümünde yakın geleceğin teknolojik ürünleri sergileniyor. Universe of Energy, Living Seas, Wonders of Life ve en
çok ilgi gören Test Track oyunu Future World’ün bölümlerini oluşturuyor.
Yemek yerleri ise oyun alanlarının bitimindeki Showcase Plaza adı verilen göl kenarı terastan bindiğiniz botlarla ya da yürüyerek gölün etrafını dolaşmak sureti ile gidebileceğiniz yan yana dizilmiş ülke pavilyonlarının yer aldığı World Showcase’de bulunuyor. Büyük göl dinlendirici ve serinletici bir atmosfer sağlıyor ve etrafında dizi dizi sıralanmış Çin Pagodası, Venedik Sarayı gibi yapılarda görsel olarak bu atmosfere olumlu bir etki sağlıyorlar. Ait oldukları ülkelerin yemeklerini, özelliklerini ve mimari açıdan önemli yapılarını temsil eden bu pavilyonlardan 10 tane sayıyorum. Her pavyon temsil ettiği ülkenin yöresel ürünlerini ve tenik mutfaklarını sunduğu gibi zaman zaman ülke özelliklerine has canlı g
österilerde yapılıyor.Çin akrobatları, İtalyan pandomimcileri gibi…
Epcot’un gece şovu İlluminations-Dünyadan Yansımalar, parkın belirtilen kapanış saatinde World Showcase Lagoon üzerinde düzenlenen ışık ve ses lazerleri, havai fişekler, su gösterileri ve 11 ülkeyi vurgulayan senfonik müzik şovundan oluşuyor.
Epcot parkının en popüler oyunu doğu kanattaki ( Future World East ) Test Track isimli bir otomobil ile test sürüşü yaptığınız oyun. Ancak hız gerçekten çok yüksek. Çaka illaki tutturunca hızlı geçiş alıp bekleyelim diyoruz ama bize randevuyu kapanış saatinden 15 dakika öncesine 20.45 ‘e veriyor. Bulunduğumuz saat ise 12.30.
Fantasia Mini Golf
Kimsenin başka bir oyuna sıra bekleyecek ne hali nede isteği olduğundan dört parkı tamamlamış olmanın rahatlatıcı yorgunluğu ile Disney’in eğlence parklarına veda ediyoruz. Biletimiz üç günlük olduğu için bugünün sonuna kadar tema parkları bitmiş olsa da üç günlük bilete verilen bedava hakkımız su parkı Blizzard Beach ve dört ayrı mini golf alanında oynama hakkımız halen devam ediyor.
Yaklaşık 40 derece sıcaklıkta yeteri kadar haşlanmış olduğumuzdan su parkında daha fazla haşlanmamak için biraz öğlen saatinin geçmesi amacı ile mini golf alanlarından birini deneyelim diyoruz. İlk önümüze çıkan Fantasia Mini Golf alanı. Her biri ayrı tema üzerine kurulmuş Mini Golf alanlarından dört arı seçenek bulunuyor. Ne de olsa golf Orlando’ya gelmek için tema parkları haricinde önemli bir tercih unsuru ve bizde gelmişken mini de olsa golf oynamadık demeyelim istiyoruz.
Fantasia Mini Golf alanı esprili bir tarzda, golf oynayan su aygırları gibi sempatik karakterler eşliğinde ve oldukça özenli bir peyzajla düzenlenmiş. Kesinlikle golf oynamaya özendiren bir yapıya sahip. Küçük yaşta oyuncular kazanmayı hedefliyor olmalılar.
Çocuklar deliklerin peşinde dolanırken bizde eğlence parklarının sıcak ve kalabalığından uzakta sakin bir mekanda nefes almanın ve bölgenin sahip olduğu peyzajın güzelliğini fark etmenin tadını çıkarıyoruz.
Görebildiğimiz sınırları ile Orlando ve Disney World’de seçkin ve özenli bir peyzaj hakim. Her köşesi insan eli ile düzenlenmiş çevrede, çiçekler, bitkiler, çimler kusursuz bir bakım sonucu güzellik fışkırıyorlar. Binlerce ziyaretçi olduğu halde sağa sola atılmış hiçbir çöpe, tek bir yere düşmüş solgun yaprağa, gözden uzak bir kenarda sararmış kelleşmiş bir köşeye rastlamıyoruz. Daimi kesili ve bir boyda olan çimler kaba ayrıkotu özelliğinde, gür, kalın ve dik dik yapısı ile dolgun ve gösterişli duruyorlar.
Blizzard Beach
Çocuklar son deliğe kadar azimle, sakin ve kuyruksuz bir eğlencenin tadını çıkarıp bizde yeteri kadar huzuru koklayınca, son su parkımıza Blizzard Beach’e giriyoruz. Blizzard Beach kış teması üzerine Alp Dağlarında kurulmuş. Yani bir kayak merkezinde karların arasında denize giriyorsunuz hissi veren bir su oyunu cenneti.
Orta noktada yer alan büyük suni havuz, bu sefer daimi bir dalga havuzu olarak hareketli bir yapıda düzenlenmiş. Parkı çevreleyen nehir boyu binebildiğiniz botlarla yatıp, dalgalarda sallanıp
duruyorsunuz.
Parkı çepeçevre dolaşan hafif akıntılı nehir diğer su parkı ile aynı özellikte. Yine büyük simitlere oturarak kendinizi akıntıya bırakıp, istediğiniz oyunun bulunduğu alana zahmetsizce ulaşabiliyorsunuz. Ancak buradaki su kaydırakları daha eğlenceli ve farklı yaş gruplarına hitap eden bir yapıda. Bu kaydırakların grup olarak bulunduğu alana Gushmore Dağı’na, telesiyej özelliğindeki ‘’Chairlift’’ ler ile çıkabiliyorsunuz etrafınızı kaplamış bembeyaz kar tepeleri arasından.
Özellikle Toboggan Racer isimli, sünger yataklara yüzükoyun yatarak bitişik oyuklardan yandakilerle yarışarak kaydıran oyun, yaşlı, genç, çocuk, herkes tarafından çok beğeniliyor ve kimse bir türlü bırakıp diğerine geçmek istemiyor.
Ski Patrol Training Camp bölgesi tamamen küçük yaşa ayrılmış, küçük zararsız kaydırakların ve sulu oyunların topluca bulunduğu bir küçük yaş grubu alanı olarak bu parkta dikkat çekiyor. Ailecek büyük bir bot ile binebildiğiniz Teamboat Springs ve heyecanı sevenlerin dimdik suya indikleri kaydırağı ile Summit Plummet gibi kaydıraklı oyunlarda oldukça rağbet görüyor.
Tema parkları çılgın bir eğlence sunuyor ama daimi kuyruk bekleme zorunluluğu biraz keyfinize gölge düşürüyor. Oysa su parklarında sıralar daha az ve çok kuyruk da olsa kuyruksuz havuzlarda eğlenme imkanı da var. Bu nedenle sadece bu su parkları için dahi Orlando’ya gelinebilir diye düşünüyoruz. Ve Disney Su Parklarından daha
güzel olduğu söylenen Sea World’e zaman ayırmadığımıza da pişman oluyoruz.
Parktaki meyveler ve tavuklu seçenekler ile yemeği geçiştirerek herkesin elinde bir kova ile yediği dondurmalara odaklanıyoruz. ‘’Bucket’’ denilen bu dondurma boyutu, kumda kale yaptığınız kovalara dolduruluyor bol krema eşliğinde ve insanlar bunu tek başlarına yiyorlar, biz ise ancak dördümüz bitirebiliyoruz.
Henüz Orlando’ya olmasa da Disney’e veda oluyor bu son su Parkı Blizzard Beach. Güzel bir veda oluyor, tekrar gelme isteği uyandırıyor ve kesinlikle aklımız burada kalıyor.
Akşam artık akıl ettiğimiz telefon GPS’ine bakarak bulmayı becerdiğimiz Premium Outlet’e takılıyoruz. Gucci, Prada gibi büyük Avrupalı markaların yanı sıra, Michael Kors, Kelvin Klein, Coach, DKNY gibi Amerikalı markalarda çoğunlukla yer alıyor ve günlerdir nerede bunlar diye arayıp bir türlü rastlayamadığımız Türkler, Timberland ve Guess mağazalarında ortaya çıkıyor.
Çok kalitesiz ve tasarım yoksunu bulduğum pek çok Amerikan markasına ( Tommy Hilfiger örn. ) bir heves göstermiyor olsak da bazı mağazalarda zaten oldukça ucuz görünen outlet fiyatına ayrıca güne özel indirim yapıyor olmaları, hele ki Türkiye’de kaça satıldığını da biliyorsanız dayanılmaz bir cazibede görünüyor.
Yani bizdeki outletlerde olduğu gibi tapon malları markanın olmadığı halde eski sezon ürünü diye sezon fiyatına satmıyor, gerçek sezon ürünlerini ya da bir önceki sezonunkileri indirimli fiyata satıyorlar, birde üstüne ilave indirim yapıyorlar. Türkiye’deki önce bindir sonra indir tarzı değil gerçek bir indirim politikasına sahip olmalarını takdir ediyoruz ve bizim gibi alışveriş meraklısı olmayan birilerini bile etkileyip teşvik etmeyi başardıkları için tebrik ediyoruz….
orlando-disney-eglence-parklari-icin-genel-tavsiyeler
amerika-5-gun-orlando-disney-magic-kingdom
amerika-6-gun-orlando-animal-kingdom-typhoon-lagoon
amerika-8-gun-orlando-universal-studios
amerika-9-gun-kenndy-space-center-miami
amerika-10-gun-miami-everglades-ocean-drive
amerika-11-gun-miami-key-largo-coral-gables