Çocukla Geziyorum

TRABZON – 3.gün AYDER

ayder

19 Mayıs Pazartesi 2014

Çaykur, KTÜ, Ayder Yaylası, Hüsrev kurufasülye

Yağmur dün öğleden beri aralıksız yağıyor ve nihayet Karadeniz kabarmış. Sahile vuran güçlü dalgalar kıyılara yaklaşınca denizin rengi karardığı için mi Karadeniz adını almış yoksa havanın çoğunlukla gri bulutlu olmasının rengi denize siyah olarak yansıdığı için mi.

250px-Black_Sea_map-tr[1]İki gündür ufukta tam karşımızda Kırım kıyılarının yansıması sandığımız karaltı meğer yüklü yağmur bulutları imiş. Haritaya bakınca anlıyoruz ki Trabzon’un karşısına gelen Kıırm yarımadası değil Rusya’nın Soçi şehri. Komşumuz olan Gürcistan’ın Batum şehrine de  vizesiz günübirlik kapıda form doldurmak şartı ile girilebiliyormuş. Ancak Trabzon’dan yaklaşık 250 km. Başka bir Karadeniz gezisine inşallah diyoruz.

Son günün planı Ayder Yaylası. Kaçkar Dağları Milli Parkında, Çamlıhemşin İlçesinde yer alıyor. Trabzon’dan 80 km sonra Rize’den geçiyoruz. Rize, düz lineer 3336189[1]uzanan bir şehir ve Trabzon’a göre oldukça küçük.

Yol boyu şiddetli yağmur olmasına rağmen yol rahat, fazla zorlanmıyoruz. Tüm sahillere Karadeniz otoyolu ile birlikte bir düzenleme getirilmiş. Sık aralıklarla balıkçı barınakları yapılmış. Dolgu yolu korumak amaçlı yer yerde dalgakıranlar bulunuyor. Karadeniz’in güçlü dalgaları karşısında direnemeyen bazıları şimdiden yıkılmaya yüz tutmuş. Yol ile şehir arasındaki düzlük dolgu arazide spor tesisleri Rize’de de devam ediyor. Düzenlemeleri ve yatırımları yadsımak haksızlık olacak, etkileniyoruz.

Çaykur

Çayeli’ni geçip Ardeşen’e kadar gidiyoruz. Çayeli adını hak ediyor, dere tepe çay. Her yerleşimde bir çay toplama tesisi bulunuyor ki tabi ki en büyük iletme Çaykur. Kendi tanımları ile; Çaykur, 45 cay2[1]Yaş Çay İşleme Fabrikası, 1 Çay Paketleme Fabrikası, 2 Pazarlama ve Üretim Bölge Müdürlüğü, 7 Pazarlama Bölge Müdürlüğü, Anatamir Fabrikası, Atatürk Çay ve Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, 16.500 çalışanı ve 6.600 ton/gün yaş çay işleme kapasitesi ile Türkiye çay sektörünün en büyük ve lider kuruluşu.  Bölgede üretilen yaş çay ürününün yıllara göre değişmekle birlikte yaklaşık %55-60´ı Çaykur tarafından satın alınıyor. Çaykur´un yurt içi kuru çay piyasasındaki pazar payı ise yaklaşık %60-65. Çaykur’un merkezi Rize’de bulunuyor.

KTÜ

ayderBölge için bir başka her yerde varlığı olan kurum ise, Karadeniz Teknik Üniversitesi ( KTÜ ). 1955 yılında İstanbul ve Ankara dışında kurulan ilk üniversite. 17 fakülte, 10 meslek yüksek okulu, 2 yüksek okul, 7 enstitü, devlet konservatuarı  ve 55.000 öğrencisi ile Türkiye’nin sayılı üniversitelerinden. Bölgede dolaşıp kurumların dağılışını gördüğünüzde Karadeniz’deki önemini daha iyi anlıyorsunuz.

Ayder Yaylası

ayderBir dönem tanıdığım Rizelilerin sadece Ardeşen’den gelenleri gerçek laz olarak tanımladıklarını hatırlayıp Ardeşen’den Çamlıhemşin yönüne sapıyoruz ve Fırtına deresini takibe başlıyoruz. Rize’den Ayder’e 86 km. mesafe var.

Fırtına Deresi’nin ilk 10 km. kadarı ‘’rafting’’ yaptıran işletmeler ile dolu. Oldukça tercih ediliyor olmalı ki bayağı bir alternatif var. Rafting’de belediye spor projesi kapsamında destekleniyor.

Dik tepeler, dere yatağı boyunca ilerledikçe sıklaşıyor yine. Bu tepelerin Uzungöl’ün bulunduğu yayladan daha dik ve sarp olması nedeni ile bu bölgede yerleşim yok denecek ayderkadar az. Doğa burada daha bakir ve daha baskın bir konumda. Dere boyunca Osmanlı’dan kalma taş köprüler ile karşılaşıyoruz ki köprü olması yol olduğu anlamına geliyor ama sık flora arasında görebilmek mümkün değil.

Çamlıhemşin ilçe merkezi, tek bir yol boyu sıralanmış bazı dükkan ve evlerden oluşuyor. Nüfusun 1400 olduğu düşünülürse göremediğimiz sırt köyleri var demek oluyor. Kaçkar Dağları üzerinde pek çok yayla var. Ayder turistik olarak en bilineni, Pokut şu ara yıldızı parlayanı. Palovit, Amlakit, Sanistal, Kavlun, Kermik v.s. ( Laz isimleri )

ayderAyder’e çıktığımız son birkaç km.de bulutun üstüne çıktığımız için Allahtan şiddetli yağmur yerini çiselemeye bırakıyor da etrafı biraz görebiliyoruz. Ancak yine umduğumuzdan daha yapılanmış buluyoruz Ayder’i  öyle ki çıkılan yol boyu sıralanan yemek yeme yerleri ve küçük dükkanlar yüzünden vadiyi görmekte zorlanıyorsunuz.

Ayder, dikine ve enine eğimli dar bir vadi. Öyle geniş büyük açıklıklar söz konusu değil. Yine ahşap oteller ve laz tipi ‘’chalet’’ ahşap yayla evleri var. Ortalık, kenara park ettiği ayderarabasında müziğin sesini açıp kolbastı yapanlar, mısır yiyenler, köpekleri ile yürüyüşe gelenler ve vadinin tepesine çıkıp kollarını açarak yeşil sırttan aşağı koşanlarla dolu.

Ayder, 1350 rakımda ve ağırlıklı olarak Ladin ve kayın ormanları ile kaplı. Tarihi 1700’lü yıllara uzanan bir de kaplıcası var.

Fırtına deresinin isminin neden verildiği burada daha net anlaşılıyor. Dağların yamaçlarından ince şeritler halinde dereye akan sular, coşkun bir gürleme ile hızla akıp uzaklaşıyorlar, bir telaş bir telaş.

Fırtınayı andıran bu telaş ormanın dinginliği ile tezat oluşturuyor. Doğa o kadar başına buyruk ki sanki bir iğne deliği yer bulan kökünü salmış hemen boynunu uzatmış. Suya neme oksijene doymuş bitkilerden fışkıran hayat, insana yaşama azmi veriyor.

ayderKaplıcanın önündeki kooperatif satış noktasından Ayder balı’nı soruyoruz. Bir kavanozuna 300 TL. diyorlar. Bu balın ilaç niyetine bir kaşık yendiğini öyle ekmeğe sürülecek kahvaltılık bal olmadığını söyleseler de fiyat fazla geliyor. Nereden bileceğiz saf bal olduğunu arılar benim değil ki.

Sorduğumuz bir başka dükkan da kilosu 700 TL. gibi laflar saçmalayınca pes edip Ayder’in balından vazgeçerek bedava olan oksijeni ile yetinmeye karar veriyoruz. Daha sonraTrabzon’dan aldığımız balcı bu tür fiyatların gelen Arap turistlere yönelik olduğunu söylüyor. Sonuç olarak bizde Arapça sormadık.

ayderYan yana dizili derme çatma yemek yerlerinin birinde köz mısır ve gelin ketesi yiyerek odun ateşinde Türk kahvesi içiyoruz. Gelin ketesi içine mısır unu bal karışımı konan bir çeşit tatlı mayalı poğaça. Aynı karışımın benzeri Ayder helvası olarak da satılıyor.

Oksijene, doğaya, yeşile, suya ( yağmura )doymuş olarak mutlaka bir hafta sonu sadece burada kalmak için gelmeye karar veriyoruz ve şimdiden gözümüze bir otel kestiriyoruz. Daha aşağı kotta, suyun kenarında Ayder karmaşasından uzak dört yıldızlı Kaçkar Resort Otel.

fırtına deresiAşağıda Çamlıhemşin merkezde eşim ısrarla bal ararken ben, bekleyen yerel iki  teyze ve bir amcanın kamyonet tarzı bir araca binerek dar köprüden geçip, tepeye doğru yine daracık bir yoldan çıkmaya başladıklarını görüyorum. Takip etmeye çalışsam da bir müddet sonra sık ağaçlar arasında gözden kayboluyorlar. Böylece anlıyorum ki dışardan asla görmediğiniz pek çok yol var. Yine de kolay olmayan bir ulaşım ve yaşam şekli. Nitekim pek çok ev, eşya veya kendilerini taşımak için ilkel bir  teleferik sistemi kurmuşlar konutlarına.

Dönüşte taş köprülerden birinde durarak fotoğraf çekiyoruz ve gürlemesinde kendi sesimizi duyamadığımız bu fırtına derenin üstünde, capcanlı körpe bir doğanın içinde bir taş köprü olasım geliyor. Bu güzel diyarı yeniden görme isteği duyuyorum.

Hüsrev kuru fasulye

20140519_142446Rize’ye gelmeden Çayeli’nde  ‘’ dünyadaki kuru fasulyelerin efendisi ‘’ sloganı ile kendini lanse eden ve birer şubesinin İstanbul ve Ankara’da bulunduğu Hüsrev’de duruyoruz.( www.husrev.comn.tr ) Hüsrev’in kullandığı kuru fasulye gerçekten özel, lezzetli, kabuğu ince ve gaz yapmıyor. Kuru fasulyenin dışında getirdikleri yoğurdu ve özellikle de sütlacı çok beğeniyoruz.

unnamed[1]Bu sefer dönüş yolunda Karadeniz’in gür dalgalarını seyrede seyrede otele kadar dayanıyorum ama odaya girer girmez sızıp kalıyorum. Ne kadar oksijene ihtiyacımız  varmış. Yemeği geç yediğimiz için artık dışarı çıkmıyoruz ve oksijen bolluğundan sürekli acıkan çocuklara otelde bir şeyler yediriyoruz.

Bende eksik kalmasın diye bir ‘’karalahana çorbası’’ deniyorum. Mısır çorbası da yörede çok yapılıyor. Özel olarak yapılmış bir ekmeğin içinde gelen çorbayı ve otelin yemeklerini  başarılı buluyoruz.

Karadeniz’in 48 saattir durmayan yağmurunu da, gürleyen dalgalarını da gördük görmesine de artık yarın sakinleşse iyi olur çünkü İstanbul dönüşümüz var….

trabzon-4-gun-karpi-pide

 

sumela-manastiri

trabzon-gezilecek-yerler

IMG_3979

 

Paylaşın: