Akropolis’e çıkan yolda , ilk önce Herodes Attikus Tiyatrosu karşılıyor ve arka fonda Atina manzarasını burada sergilenen bir tiyatro oyununa dönüştürüyor.
Atina'nın tam merkezinde ve deniz düzeyinden 150 m yükseklikte yer alan Akropolis, eski dönemlerden beri kale ve tapınak olarak kullanılıyordu.
Mikonos ,kuru ve çorak bir ada olsa da ,gece hayatı ve plajları,adaya uluslarası bir ün kazandırmış .
Santorini’ye bugünkü yarım ay şeklini veren büyük volkanik patlama , Girit’teki Minos Uygarlığı’nın da çökmesine sebep olmuş.
Atlantis ,Atlas'ın adası, Platon'un Timaeus ve Critias kitaplarında bahsettiği , efsanevi batık bir kıta ve uygarlıktır.
Girit uygarlığında Atlantis’in izlerini aramayı , Mikonos ile arkadaş, Santorini ile sevgili olmayı sevdik..
Gezi programımız masum bir şato ziyareti ile başlayıp ,koca bir kuzey Fransa turuna dönüştü.
Bretanya 'da gelgitlerin oluşturduğu muhteşem plajlar , tatil beldeleri,balıkçı limanları ve sayısız istridye yatakları ile dolu.
Denizin ortasında yer alan Mont St.Michel ,sislerle örtülü ve göğe yükselen silueti ile Fransa’nın en çok ziyaret edilen en önemli turistik noktalarından.
Adını 6.yy.da buraya Hıristiyanlığı yaymaya gelmiş keşiş Maclou’dan alan St.Malo , korsanları ile ünlü.